29 Temmuz 2007 Pazar

Erkekçe Sözlük


Erkeklerin söyledikleriyle söylemek istedikleri ne yazık ki birbirinden çok farklı. Onlar bazı kelimelere farklı anlamlar yüklüyorlar ve kendi aralarında oluşturdukları erkek sözlüğünü kullanıyorlar. Siz de erkekçe sözlüğe bir göz atarsanız onları çok daha kolay anlarsınız...

Birbirimizi görüyoruz: Erkeklerin sözlüğünde, birbirimizi görmeye başladık demek birkaç geceyi birlikte geçirdik ve bunlardan en az biri zevkli dakikalarla son buldu anlamına gelir Bu kelimeyi kullanmaları onların başka kızları da görmelerini engellemez.

Flört ediyoruz: Bu cümle, birbirimizi görüyoruz durumundan biraz daha ileri boyutta olduklarını anlatır. Diğer kızlarla görüşmesini engellemeseniz bile, onlara oranla ilerisi için daha şanslı olduğunuz belli olur.

Çıkıyoruz: "Sizi kız arkadaşımla tanıştırayım" diyen bir erkek aslında çok şeyi ortaya koyar. Sadece görüşmenin dışında duygusal bir şeyler paylaştığınızı ve sizinle mutlu olduğunu anlatmaya çalışır. Diğer kızlarla aranızda fark vardır.

Birkaç tane: "Birkaç tane bira içtim ya da birkaç kaçamağım oldu" diyen bir erkeğin göründüğü kadar masum olmadığını bilmelisiniz. Birkaç tane demek elbette birden çok ama, kesinlikle 50'den az demek de olabilir.

Sessiz bir gece istiyorum: Demek ki geceyi evde geçirmek istiyor. Ama bu sessizlik kavramı görecelidir. Kimilerine göre evde romantik dakikalar geçirmek anlamına gelirken, kimilerine göre de televizyon seyretmek anlamına gelebilir. Ama her iki durumda da seks kaçınılmazdır.

Şirin: "Bu kadın çok şirin." Bu masum iltifat aslında gizli anlamlar saklar. "Bu kadın çok az makyaj yapıyor, yine de çok güzel, göğüsleri çok çekici ve ne kadar güzel ki, hep gülüyor. Hemen muhabbet kurabilirim..." Pek de şirin değil...

Müthiş: "Aman allahım şu kadın ne kadar müthiş. "Erkeklerin en sık kullandığı cümle. Asıl anlamı çok bakımlı, kendine çok iyi bakıyor ve gerçekten çok güzel". Onlara göre kendine bakan her kadın güzeldir...

Çekici: Bir kadını çekici bulan bir erkek aslında kendisi için de bazı şeyleri itiraf eder. Karşısındaki kadının çok güzel olmadığını itiraf ederken, belirsiz bir cazibenin kendisini etkilemesini engelleyemediğini de açıklar.

Doğal: "Dün geceki parti çok doğaldı" diye karşınıza çıkan erkek arkadaşınızdan şüphelenmenize hiç gerek yok. T-shirt'ü ve jean'ini giyerek gittiği doğal bir arkadaş toplantısı olduğunu anlarsınız. Yani hiçbir kaçamak yapılmamıştır.

Temizlik: "Evimi çok güzel temizledim, görmek ister misin?" Teklif çok ilginç ama karşınıza süper temiz bir ev çıkacağını beklemeyin. Erkeklerin temizlik anlayışına göre bütün dağınıklık dolaba sıkıştırılmış, tozlar halının altına doğru atılmış anlamına gelir.

Orgazm: "Daha fazla orgazm olmak istiyorum!" Yani; "Daha fazla oral seks istiyorum!" Seçim size kalmış artık.

Aşığım... Erkeklerin sıkça kullanmadığı ama kadınların duymak istediği en önemli kelime. Bunun birçok anlamı olabilir. Birincisi, "Yataktaki olağandışı tutumu beni gerçekten çok etkiliyor." İkincisi ve en güzel olanı da; "Beni gerçekten çok mutlu ediyor. Onunla zaman geçirmeyi çok seviyorum."



kaynak : kadinlaraozel.blogspot.com

Çapkınlar İçin Burç Rehberi

Boğa burcunu iyi bir restoran etkiler. Koç’u parfümler. İşte astrolog Claire Petulengro’ya göre, insanı burcuna göre aşık etme yolları...

Koç Burcu:
Önce güzel kokup kokmadığınıza özen gösterin. Lüks ve pahalı kokuları severler. Ucuz giyinmeyin.

Boğa Burcu: Hayatları yemek, seks ve para üzerine kurulduğundan iyi bir restoran, gece kulübünden daha etkili olur.

İkizler Burcu: Onu yeni açılmış bir yere götürün. Çok zor elde edilen rolü de oynamaya kalkmayın.

Yengeç Burcu: Biraz uzak durun. Onlar sırlarını koruyanlardan hoşlanırlar. Size güvenmesi zaman alacaktır.

Aslan Burcu: Ne kadar para kazandığınızı, başarınızın göstergesi olarak algılayacağı için kazancınızı bilmek ister.

Başak: Detaya çok dikkat ettiklerinden giyiminize ve saçınıza özen gösterin.

Terazi: Gülmeyi pek severler. Komik fıkralar ve hikayeler anlatın. Ama şarkı söylediklerinde sakın gülmeyin. Müziğe karşı kabiliyetleri olduğunu sanırlar.

Akrep: Kendiniz olun. Farklı görünmeye çalışanlardan hoşlanmazlar.

Yay: Onlarlayken alışılmış ve denenmiş metotlar kullanmayın. Yenilik severler.

Oğlak: Onun için ne kadar kazandığınız, hangi ülkeleri gördüğünüz, kimleri tanıdığınız önemlidir. iltifatı sever.

Kova: Kendilerini beğenmiş gibi görünürler ama aslında değildirler. Aptal hiç değildir. Romantiktirler.

Balık: Denizle ilgili her şeyi severler. İnsanlar hakkındaki kararlarında genelde yanılmazlar.


kaynak : kadinlaraozel.blogspot.com

KISKANÇLIK

İdeal evliliklerin temelinde, dozunda kıskançlık ve eşin sadakatine güven duygusu bulunur.

Sokolof 'a göre "Kıskançlık, insanın en az bilinen duygusu ve üzerinde en az konuşulan davranışıdır. Bir muammadır." Decrates ise, "Kıskançlık, sahip olduklarını koruma isteğinden kaynaklanan bir tür korkudur." diyor.


Her insanda az veya çok kıskançlık duygusu vardır. Karşısındakini ya sevgiden dolayı, ya da "sende var bende niçin yok" diye kıskanır.

Aslında dozunda olan kıskançlık normaldir ve sevginin, bağlılığın bir göstergesi olarak kabul edilir. Yazar ve evlilik danışmanı David R. Mace "Normal kıskançlık, pek çok evliliği kurtarmış bir evlilik sübabıdır. Anormal kıskançlık ise yıkıcı bir saplantıdır ve tedavi edilmesi gerekir." demektedir.

Kıskançlık`ın olmadığı evliliklerde, aile bağları zayıftır. Kadın ve erkek, "kıskanılarak" bir sahiplerinin bulunduğunu hisseder ve hatırlarlar. 3 yıllık evli bir hanım, kocam ara sıra beni kıskanmasaydı, çok üzülürdüm." demişti. "Halbuki kıskanması, onun beni hala çekici bulduğunu ve sevdiğini kabul etmesi anlamına gelir. Laf olsun diye onunla evli olmadığımızı gösterir. Bundan iyi iltifat olur mu?" diye de eklemişti.

Kıskançlık`ın olmaması tabii ki problemdir, ama yanlış kullanıldığında çok yıkıcıdır. Abartıldığında, sevgi gibi yapıcı bir duygunun zıddı haline gelebilir. Sadece kıskananı değil, kıskanılanı da yıpratır. Devamlı aldatılmak düşüncesiyle yaşamak kesinlikle dayanılmazdır. Bu durumlarda kıskançlık çiftleri birbirine bağlayan değil, ayrılığı hızlandıran ciddi bir hastalık haline gelmiş demektir.

Neden kıskançlık ?

İdeal evliliklerin temelinde, dozunda kıskançlık ve eşin sadakatine güven duygusu bulunur. Bu ikisi bir arada yer almalıdır. Evlilikte güvensizliğe yer yoktur. Kıskançlık ve güvensizlik aşırıya vardımı çekilmez olur. İnsanlar birkaç sebeple kıskançlık`larını aşırıya vardırırlar.

Bazı aşırı kıskanan tipler aslında kendileri eşlerini aldatmaktadır.bunu bastırma amacıyla eşine yansıtmaktadır. Kendisi yaptığı için herkesin ihanet edebileceği kanısındadır. Her şeyden anlam çıkarır, tartışır, kavga eder. Eşi hak ettiği cevabı ona verir, ama yine aldırış etmez. Bazen kaba kuvvete, dayağa başvurur.

Kıskançlık çok aşırıya varmışsa bir paranoya vakası ile karşı karşıyayız demektir. Bu tipler aşırı gururlu, geçimsizdir, kendini üstün görür, şüpheci ve evhamlıdır. Her şeyden olmadık anlamlar çıkarırlar. Yolda yürürken bile eşlerini göz altında tutarlar. Çevredeki erkeklere veya kadınlara bakıp bakmadıklarını kontrol ederler. Eve gelince perde ile oynanıp oynanmadığını araştırır, pencereden hangi erkeği gözetlediği konusunda hesap sorarlar. Kocası biraz geç gelse, hangi kadınla birlikte olduğu konusunda onu bunaltırlar.

Yaşlılıkta değişik sebeplerle ortaya çıkabilen demans (bunama) hallerinde de hastalık derecesinde kıskançlık görülebilmektedir.

Alkol ve bağımlılık yapan maddeleri uzun sure kullanan kişilerde de eşini aşırı ve patolojik derecede kıskanma görülebilir. Üstelik bu kişiler, eşlerini hiç olmadık kişilerden kıskanırlar.

Ne yapmalı ?

Kıskançlık konusuna ılımlı yaklaşmak gerekir. Her şeyi karşılıklı konuşarak mantıklı bir yola oturtmak en uygunudur. Kıskançlık`ı hezeyana çevirmeden, bunu tek başına çözemeyeceğini bilmelidir. Eşi ile diyalogla orta yolu bulmaya çalışmalıdır. Eşler, çekinmeden birbirlerine duygu ve düşüncelerini açmalı, doğruyu yanlışı beraberce ayıklamalıdırlar.

Aşırı kıskanmayı sevginin bir yolu olarak görmemeli aksine sevgiyi gideren bir unsur gibi değerlendirmelidir. Çiftlerden birinin devamlı olarak diğerinden şüphe etmesi, onu izlemesi, her hareketinin ve sözünün altında başka bir anlam araması her iki taraf için de gerçekten zordur. İnsanların birbirlerinin günlük hayatları ile ilgilenmeleri duydukları yakınlığın bir sembolüdür. Çiftler elbette birbirlerine soru sorabilirler. Ama soruların asla sorgulama halini almaması, insanları bunaltmaması gerekir.

Çevrelerinde aşırı kıskanç olarak görülen kişinin neler hissettiğini, niçin böyle yaptığını yakın dostları ile paylaşmasında, fikirlerini almasında fayda vardır.

"İllâ gerçeği bulacağım" diye hayatı kendimize ve eşimize zehir etmemiz doğru değildir. Bir dedektif gibi düşünmek ve davranmak zorunda olmadığımızı bilmeliyiz.

Kıskançlık duygularının kaynağını araştırmalıdır. Sebeplerini kendi kendimize sıralamalıyız. Haklı mı haksız mı olunduğuna karar verilmelidir ve kıskanç insanın çevresine rahatsızlık saçtığı akıldan çıkarılmamalıdır.

Son olarak, bu tedbirlerle halledilemeyen ve anormal, garip yönleri fazla olan kıskançlık`larda muhakkak beraberce bir psikiyatriste gidilerek tedavi yolu seçilmelidir.


kaynak : kadinlaraozel.blogspot.com

Erkek kuralları

Bugüne kadar hep kadın kuralları duydunuz, alın size şimdi de erkek kuralları;

1 - Tuvalet kapağı konusu artık netleşmeli. Bize yukarıda lazım, size aşağıda. Yukarıda bulursanız aşağıya indirin. Söylenmenize gerek yok. Biz aşağıda bulunca söyleniyor muyuz ?


2 - Pazar günü maça gidilir. Bu ibadet gibi birşeydir. Artık kabullenin.

3 - Alışveriş asla bir spor değildir ve olmayacaktır.

4 - Ne istiyorsanız açık isteyin. gizli imalar, ya da açık imalar tarafımızdan asla anlaşılmaz. Sadece ne istiyorsanız onu söyleyin. O zaman anlarız.

5 - Her türlü sorumuzu mümkün olduğunca "evet" ya da "hayır" la cevaplayın.

6 - Bir sorununuzu çözmek istediğinizde bize gelin. Biz bunun içinvarız. Empati yapamayız. Bu bayanlar içindir.

7 - 17 aydır süren başağrısı bir problemdir. Artık doktora gidin.

8 - 6 Ay önce bir tartışmada söylediğimiz şeyler geçersizdir. Daha doğrusu söylediğimiz ve 7 günü geçen herşey geçersizdir. Aleyhimizde kullanılamaz.

9 - Şişman olduğunuzu düşünüyorsanız muhtemelen öyledir, bize sormanıza gerek yok.

10 - Bizden birşey yapmamızı isteyin.Yada nasıl yapmamız gerektiğini söyleyin. Ama ikisini birden yapmayın. Nasıl yapıldığını biliyorsanız kendiniz yapın.

11 - Kristof Kolomb'un yön bilmesine ihtiyaç yoktu. Bizim de yok.

12 - Bütün erkekler aynı default windows ayarı gibi sadece 16 renk görür. Örneğin şeftali ya da portakal bizim için birer meyvedir renk değildir.

13 - Biz size "neyin var" dediğimizde, "hiçbirşey yok" diyorsanız hiçbirşeyiniz yoktur. Yalan söylediğinizi biliriz ama kurcalayına nasılsa altından hayrımıza birşey çıkmaz.

14 - Bir yere giderken üstüne ne giyersen giy, hiç farketmez. Gerçekten. Sormana gerek yok.

15 - Eğer futboldan, otomobillerden anlamıyorsan ne düşünüyor diye sorup durma.

16 - Kesinlikle yeterince elbisen var.

17 - Kesinlikle yeterince ayakkabın var.

18 - Tabii ki bir şeklim var. Yuvarlakda sonuçta geometrik bir şekildir.

19 - Tamam bu gece koltuktayım ama hiç sorun değil. Biz bunu kamp yapıyor gibi algılarız.

Bunu bildiğiniz erkeklere yollayın da eğlensinler. Bildiğiniz bayanlara dayollayın daha çok "eğlensinler".


Kaynak : kadinlaraözgür.blogcu.com

KIZLARLA TANIŞMA

Kızlarla tanışmak yurdum erkeğinin en kabiliyetsiz olduğu konulardan biridir. Türk erkekleri utangaçlık, yaratıcı zekadan yoksunluk ya da düpedüz hıyarlık gibi birtakım illetlerden mustarip olduğu için, kızlar konusunda fena halde acı çekmekteyiz. Bu gidişe dur demenin zamanı artık geldi. İste size bir takım öneriler... Dikkat! Asagida okuyacağınız taktikler, hatunun da sizden hoslandığı varsayılarak hazırlandı. Suratınıza bile bakmayan ya da yanında erkek arkadaşı bulunan bir kız konusunda henüz bir mucize geliştiremedik. Özür...



Kadınlar yaratıcılığa ve doğallığa prim veriyorlar.

Dolayısıyla bir kızla tanışmak için ya gerçekten sevimli ve esprili olacaksınız ya da çok içten olduğunuza kızı inandıracaksınız. Mesela spor salonunda hoşlandığınız bir hatun varsa, tanışmanın en kolay yolu tabii ki spor hakkında konuşmaktır. Kız çalışırken yanına gidin ve sizin de aynı alette çalışmanız gerektiğini söyleyip, setleri dönüşümlü yapıp yapamayacağınızi sorun. Kız acemiyse, "bu hareketi böyle değil de, şöyle yaparsan daha verimli olur" cinsinden öneriler getirin. Tersine, kız tecrübeliyse, "çok ilginç, demek kollarını gergin tutunca trisepsler daha iyi çalısıyor" gibisinden öneriye ihtiyaç duyduğunuz izlenimini yaratın. Sonra duruma göre geyige başlarsınız.. Eğer bir bardaysanız işiniz biraz daha zor. Kızı şaşırtmayı deneyebilirsiniz. Kızı şaşırtmayı deneyebilirsiniz. Yanına gidin, "özür dilerim, rahatsiz ediyorum ama sana göstermem gereken birşey var," deyin.

Tabi mırın kırın edecek ama, bütün sevimliliğinizi takının ve "lütfen, lütfen , bak çok önemli , n'olur..." filan deyin . Kesinlikle merakına yenilecek ve sizi takip edecektir. O zaman kolundan tutun, ve dışarı çıkartın mehtabi gösterin. "Bak mehtap ne güzel değil mi ? Seninle paylaşmak istedim" deyin. O gece mehtap yoksa güzel bir çiçek yada hoş bir manzara, küçük bir kedi yavrusu, yani kızların hoşuna gidebilecek herhangi birşey olabilir. Sonra içeri dönüp dansedersiniz. Bir de baska öneri var: Kızın içkisi bittiğinde garsondan peçetesini alın, tıpkı garson gibi yanına gidin ve "içkin bitti galiba,tazelememi ister misin" şeklinde içki ısmarlamayı önerin.


Kaynak : kadinlaraözgür.blogcu.com

Erkekte Aşağılık Kompleksi

Hemen hemen her erkek, penisinin diğer erkeklerden daha büyük olmasını ister. Düşünülemeyecek kadar çok sayıda erkek penislerinin boyu ve kalınlığından hoşnut değildir. Bunun sonucu olarak da erkeklerin büyük bir kısmı bu alanda bir aşağılık kompleksi ile karşı karşıyadır. Bu konuda üç grup anılabilir:
1. Penis gerçekten normalden daha küçüktür.
2. İstatistiklerle ortaya konan penisin ortalama boyu fazla abartılır.
3. Penis normaldir, fakat erkek vasat olmayı istemediği için, penisinin boyundan hoşnut değildir.

1. Gruptaki erkek, durumundan yıkanmakta haklı olabilir. Fakat umutsuzluğa kapılması gerekmez. Küçük ağızlı bir kadın seçtiğinde, bu kadının vaginasının da ağzı gibi küçük olacağından, hemen hemen emin bulunmalıdır. 4. bölümde belirtilen pozisyonları uygulamakta daha dikkatli olmalıdır.

2. ve 3. grup, erkekler arasında daha çok görülür. Burada birkaç tipik örnek vermek istiyorum. Bir erkek bana derdini şöyle açtı: "Penisim diğer erkeklerinki kadar uzun. Fakat bir şey normal değil. Sertleştiği zaman sadece 12 santim oluyor." Ona bunun yeterli olduğunu söyledim. Fakat son derece ciddi, şöyle yanıt verdi: "Normal boy 14 ile 16 santim değil mi?" Daha sonra, Van De Velde'nin tanınmış kitabı "Mükemmel evlilik"de böyle okumuş olduğunu öğrendim. Okuduğunu körü körüne kabullenmişti.

Yine kafası çalışmayan bir adam, penisinin normalden iki santim daha kısa olduğundan yakınıyordu. Yanlışlıkla gene yukarda adı geçen kitapta belirtilen üst uzunluğu alt uzunluk olarak anlamıştı.

Uyarılmış durumda penis en çok siyah ırkta büyüktür. Bunu beyaz ırk ve nihayet sarı ırk izler. Çeşitli ırkları kıyaslayarak aşağılık kompleksine kapılmak anlamsızdır. Zira her ırkın vaginası da penisin boyuna göredir.

Uyarılmış penis, kendisini kabul eden vaginaya girebilecek kadar büyükse, ortada bir problem yok demektir.

Erkek, kendi ırkından kadınla cinsel ilişkide bulunabildiği sürece durumundan hoşnut olmalıdır. Asıl sorun, penisin boyu değil, cinsel birleşim konusunda bilgisizliktir.

Şaşılacak kadar çok sayıda erkeğin penisleri vasat boydadır. Fakat bunlar, cinsel yaşam üzerine hiç bir şey bilmedikleri ve sorunu penislerinin küçüklüğünde buldukları için, doyuma ulaşamaz. Erkek, sahip olduğu organa daha fazla güvenmelidir. Güvenin azlığı iktidarsızlığa götürür.

Diyabetik Erkeklerde Cinsel Sertlesme Bozukluklari

Kontrol altına alınmamış diyabet birçok organlarda sorun yaratabilir. Kişiler yaşanan bu sorunları kendileri tanımlayabildikleri sürece hekimlerine rahatça danışıp çözüm beklerler. Sorunun farkına vardıkları, hatta bundan büyük rahatsızlık duydukları halde çözüm için hekime başvurmada, gerek sosyal, gerekse psikolojik nedenlerden dolayı büyük zorluk çektikleri bir durum vardır: Cinsel sorunlar.

Nedenleri ve Oluşum Mekanizması

Diyabet, vücutta özellikle damar yapısını bozan bir hastalıktır. İyi kontrol edilmemiş bir şeker düzeyi, organizmanın küçük-büyük tüm damarlarında hasara yol açar. Örneğin, gözdeki damarları bozması sonucu görme kaybına, böbrekteki damarları bozması sonucu böbrek yetersizliğine, kalbin damarlarını bozması sonucu enfarktüse neden olabilir. Diyabetin neden olduğu sorunlardan biri de cinsel organlarda yaptığı olumsuz değişiklik sonucu sertleşme bozukluğudur.



Penisin sertleşip cinsel ilişkiyi gerçekleştirebilmesi için 3 önemli öge vardır: Cinsel istek, hormonal yeterlilik ve penisin damar ve sinir yapılarının normal olması.



Cinsel eylemi başlatan faktör cinsel istektir. Kişinin cinsel istek duyabilmesi için psikolojik olarak rahat olması, ruhen ve fiziksel olarak kendini iyi hissetmesi gereklidir. Kan şekerinin devamlı yüksek olması, kişinin sık sık tuvalete gitmesine, vücudundaki suyun ve birçok önemli elementin idrar yoluyla kaybına ve vücudun enerjisiz kalmasına neden olacaktır. Şeker düzeyleri yüksek olan bir bireyin tüm bu nedenlerden dolayı kendisini halsiz ve bitkin hissetmesi cinsel isteksizliği belirleyen önemli nedenlerden biridir.



Hormonal faktörlerdaki düzensizlikler, diyabetik bireylerde sertleşme bozukluğuna neden olan faktörler arasında sanılanın aksine çok fazla önemli bir yer tutmazlar. Bazı tip 1 diyabetiklerde ve şekerin çok düzensiz gitmesi nedeniyle bütün diyabetik bireylerde vücuttaki tüm sistemler gibi hormonların da yapım sistemlerinde bazı sorunlar gelişir. Buna bağlı olarak gerek cinsel isteğin ortaya çıkmasında, gerekse sertleşme eyleminde rol oynayan hormonların üretiminde bir azalma meydana gelir. Ancak bu çok sık olarak karşılaşılan bir durum değildir ve tedavisi de çok kolaydır. Bu hormonlar yerine konulur ve sorun çözülür.



Diyabetiklerde sertleşme bozukluğunun en önemli nedeni, cinsel organda yer alan atar ve toplar damarlar ile sinirlerde diyabetin yeterince kontrol altına alınamaması sonucu gelişen geçici veya kalıcı hasarlardır. Bu sistemlerde gelişen bozukluklar sonucu penise yeterince kan gelemez, gelse bile penisi hızla terk eder veya sinirlerdeki bozukluklar tüm bu olayların koordine bir şekilde yapılamamasına neden olur. Sonuçta cinsel ilişki için gerekli sertlik gerçekleşemez.

Ülkemizde Durum Nedir?

Türk Androloji Derneği tarafından tüm Türkiye'yi kapsayan büyük bir çalışmada 40 yaş üzerindeki erkeklerin yüzde 64.6'sında, yani hemen her 3 erkekten ikisinde değişen derecelerde sertleşme yetersizliği görüldü. ABD'de bu oran yüzde 50'nin biraz üzerindedir. Neden olan faktörler arasında ilk sırayı ise diyabet almaktaydı. Ayrıca diğer nedenler arasında yüksek tansiyon, damar sertliği, sigara içimi, yağ yükseklikleri, kalp, karaciğer ve böbrek yetersizlikleri sayılabilir.

Yaş faktörü göz önüne alınmaksızın tüm diyabetik bireylerin yaklaşık üçte birinde sertleşme bozukluğu saptanmıştır ve aynı şekilde yaş ile özellikle ciddi sertleşme bozukluğu büyük artışlar göstermektedir.

Gerek geleneksel yetişme tarzından gerekse muayene ortamındaki olumsuzluklardan kaynaklanan nedenlerle hastaların ancak yüzde 1'i bu yakınmasını hekimine aktarmaktadır . Ancak yurtdışında da aynı benzeri yaklaşım gözlenmektedir, bu oran en gelişkin ülkelerde bile yüzde 10'u geçmemektedir.


Çözüm

Çözüm için ilk basamak, hekim ve hasta arasında tam bir yakınlaşmanın kurulması, gerek hastaların bu sorunu hekimlerine kolayca aktarmaları, gerekse hekimlerin sertleşme sorunu gelişebilme olasılığı olan hastalarına onların sormalarını beklemeden uygun bir dille açmalarıdır

Unutulmaması gereken bir nokta, diyabetik bireylerde saptanan sertleşme bozukluklarının üçte birinin nedeninin psikolojik olmasıdır. Dolayısıyla, sorunun tedavisi açısından bakıldığında olayın psikolojik mi, yapısal mı olduğunu mutlaka belirlemek gerekir. Bu ayrımı yapmak çok basittir. Cinsel yönden sağlıklı bireylerde gece uyurken özellikle sabaha karşı 4-5 kez sertleşmeler meydana gelir. Eğer sertleşme bozukluğu ağır bir yapısal nedenden kaynaklanmıyorsa, diyabetik bireylerde de uykudaki bu sertleşmeler devam eder. Eğer bu sertleşmelerde sorun yoksa olayın psikolojik olduğu rahatça söylenebilir. Ancak kaybolmuşsa bozukluk yapısal düzeydedir ve konunun uzmanı bir hekim tarafından ayrıntılı bir şekilde incelenmesi gerekmektedir.

Kaynak : kadinlaraözgür.blogcu.com

Yazıyı Puanla !!