sex etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sex etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Temmuz 2007 Pazar

Kadınlarda cinsel uyarı bölgeleri

Kadınlarda cinsel uyarı bölgeleri

Kadın cinselliği oldukça karmaşıktır ve bu özelliğiyle erkeklerden belirgin şekilde ayrılır. Kadınlar cinsel ilişkide erkeklere göre çok daha fazla seçicidirler ve bir erkeği yeterince tanımadan onunla cinsel bir beraberliğe "sıcak bakmazlar". Kadınların çoğunun erkeklerden farklı olarak duygusal anlamda "bir şeyler hissetmeksizin" bir erkekle beraber olmaya istekli olmayacakları rahatlıkla söylenebilir.

Ünlü psikanalist Karen Horney eserlerinde insanın doğasının temelde sevgi veya güç arayışı içerisinde olduğunu ve bir insanın davranışlarını yönlendiren en önemli etkenlerden birinin bu arayışını tatmin etmek olduğunu ima etmiştir. Bu görüşe göre insanların bazıları diğerlerinin kendilerini sevmesine önem verirken, diğerleri sevilmekten çok güçlü olmak peşindedirler. Bu görüşün devamında Horney, kadınların yapısal olarak daha çok sevgi odaklı, erkeklerin ise güç odaklı olduğu görüşünü taşıdığını ifade etmiştir. Yani Horney'e göre kadın için bir erkeğin sevgisini kazanmış olmak ön plandayken, bir erkek için ön planda olan kadının onu güçlü görmesidir.

Karen Horney sevgi ve güç arayışının cinselliğe de yönlendiğini, kadının cinselliği daha çok "seviliyor olmanın" bir ifadesi olarak gördüğünü, erkeğin ise cinselliği "güçlü olmanın, kadına sahip olmanın" bir ifadesi olarak görme eğiliminde olduğunu belirtmiştir.

Cinsel Uyaranlar

Uyaran, beynimizin bilinçli bölgesinde bize bir duygu yaşatan ve bizi belli bir davranışa yönlendiren bir mesajdır. Refleks uyaranlar bizi otomatik davranışlara yönlendirirken karmaşık uyaranlar öncelikle bir "his" yaşamamızı sağlar ve daha sonra bizi harekete geçirir.

Beynimiz çok çeşitli uyaranları algılama yeteneğine sahiptir. Tüm uyaranların ortak özelliği duyu organlarımız vasıtasıyla alınması ve bir kimyasal mesaja dönüştürülerek beynimize aktarılmasıdır.

Gözler, kulaklar, burun, tad alma organlarımız ve cildimizle algıladıklarımız yukarıda anlatılan bir şekilde beynimize ulaştırılır ve bir tepkinin doğmasına neden olur. Sevdiğimiz birinin görüntüsü veya sesi bize daha farklı bir duygu yaşatırken, sevmediğimiz birini görmek veya sesini duymak bize yaşattığı olumsuz duyguyla bizi o kişiden ruhsal veya fiziksel olarak uzaklaşma davranışında bulunmaya yönlendirir.

NLP adı verilen ve son zamanlarda giderek yaygınlaşma eğiliminde olan öğretiye göre insanlar duyularında seçici davranmaktadırlar. Bazı insanlar dokunsal, bazıları işitsel, bazıları ise görsel uyaranlardan daha fazla etkilenmekte ve daha çok etkilendikleri uyaran onlarda daha bariz davranış değişikliği oluşturmaktadır.

Bu görüş cinsel uyaranlara aktarıldığında çıkan sonuç şudur:

Bazı insanlar dokunulmaktan, bazıları cinsel içerikli konuşmalardan ve seslerden, bazıları ise cinsel içerikli görüntülerden diğer uyaranlara göre daha fazla etkilenmekte ve kişinin tercih ettiği uyaran onu cinsel açıdan daha fazla uyarmaktadır.

Bir örnek vererek bu teori daha iyi anlaşılabilir hale getirilebilir: Bir erkek, daha önceden beraber olduğu bir kadını yalnızca sözleriyle etkileyebilmeyi başarmış, bir başka kadın ise ona "dokunulmaktan çok hoşlandığını, ancak sözlerin onu fazla etkilemediğini" söylemiştir. Bu iki kadından ilki duysal yönelimli, ikinci kadın ise dokunsal yönelimli bir kadındır.

Genel olarak söylemek gerekirse erkekler daha çok görsel ve işitsel eğilimli, kadınlar ise daha çok dokunsal ve işitsel eğilimlidir. Kadınlar erkeklerden farklı olarak pornografik yayınları seyretmekten fazla zevk almaz, duygusal olarak "bir şeyler hissettikleri" erkeğin ona temas etmesinden hoşlanırlar.

Kadınların Dokunulmaya Duyarlı Bölgeleri

Sinir uçlarının diğer bölgelere göre belirgin bir şekilde yoğun olması nedeniyle kadınların çoğunda genital bölgenin en duyarlı bölgesi klitoristir ve en güçlü orgazmlar bu bölgenin uyarılmasıyla ortaya çıkar.

Her kadının yapısı diğerine göre farklıdır ve kendini iyi tanıyan bir kadın dokunulduğunda kendisini en çok uyaran bölgeyi iyi tanır.

Kadınların çoğunda memeler, meme uçları, dudaklar ve vajina dokunulmaya duyarlı diğer bölgelerdir. Yine boyun bölgesinde bazı noktalar, kulak memeleri, bacakların iç yüzeyleri ve karın cildi çoğu kadın için cinsel açıdan oldukça uyarıcıdır.

Kadınların sıklıkla işitsel yönelimli olmaları nedeniyle eşleri tarafından kulaklarına fısıldanan güzel sözler de kadınları etkiler.

Kadınların dokunulmaya duyarlı bölgelerini belirlemeleri, cinsel ilişkiye hazırlık aşamasının en güzel şekilde yaşanabilmesi ve kadının cinsel ilişkiye mükemmel bir şekilde hazırlanabilmesinin sağlanabilmesi açısından önemlidir. Her duyarlı erkeğin eşinin dokunulmaktan hoşlandığı bölgeleri iyi bilmesi gerekir.

Bazı kadınların dokunulmaya duyarlı bölgeleri o kadar "hassastır" ki, kadın bu bölgeye uygulanan bir uyaranla orgazm olabilir.

G Noktası ( G Spot)

G noktası, Graefenberg adlı bilim adamı tarafından 1944 yılında tarif edilen ve vajina ön duvarının ortalarında yer alan bir bölgedir.

G noktasının varlığı veya orgazmdaki önemi bazı doktorlar tarafından reddedilmekte, bazıları ise G noktasını vajinal orgazm oluşumunun merkezi olarak kabul etmektedir.

Kadının Ejakulasyonu (Boşalması)

Kadında orgazmı sonrasında bazen aynen erkekteki ejakulasyona (boşalmaya) benzer bir sıvı geldiği saptanmış olmakla beraber bu sıvının aslında idrar olduğu ve kadındaki "ejakulasyon" yani "boşalma" olarak tarif edilen olayın muhtemelen orgazm esnasında idrar kaçağı olduğu sonradan anlaşılmıştır.

Gerçekten de hiçbir idrar kaçırma şikayeti olmayan bir kadında güçlü bir orgazm sonrasında istemsiz idrar kaçağı olabilmektedir.

cinsel uyarı bölgeleri

İnsan gövdesindeki cinsel uyarı bölgeleri ya da cinsel uyarıya yatkın bölümler yalnızca üreme organları değildirler. Kadınlarda, tüm gövdeyi kaplayan deri, cinsel bakımdan az ya da çok uyarılabilecek niteliktedir, insan gövdesinde bulunan en belli başlı cinsel uyan bölgeleri aşağıda sıralanmıştır.

Penis

Penisin çeşitli bölümleri arasında en duyarlı olanı, glans adı verilen penis ucudur. Bunun da özellikle alt bölümü, yarığın tam gerisinde bulunan kısım, en duyarlı yanıdır. Penisin sapı ve özellikle köküne yakın bölümü en az duyarlı bölgedir. Bununla birlikte, ritmik olarak uygulanan bir uyarıya karşılık verir.

Klitoris

Kadında klitoris penisin karşılığıdır. Dış deri normal olarak klitorisi kaplamakta olup, klitoris başının (erkekteki penis ucunun karşılığı) ilk anda göze çarpmasını önler. Uyarıya çok yatkın olup, dokunmaya, ritmik baskıya ve her şeyden çok devamlı fakat aralıklı bir uyarıya karşılık verir. Klitorisin aralıksız olarak uyarılması genel olarak iyi birşey değildir. Kadında, gıdıklanmayı andıran, karşı koyulması, dayanılması son derece güç bir duygu uyandırabilir. Klitorise karşı özel bir ilgi gösteren bir erkek, bu noktanın çevresini uyararak da aynı sonuca erişebileceğini, kadının coşkusu için klitorisin kendisine dokunmanın kesinlikle gerekli olmadığını öğrenmelidir.

Küçük Dudaklar (Labia Minora)

Küçük dudakların iç bölümleri dokunmaya karşı son derece duyarlıdır. Bir iç dudaktan başlayarak klitorisin üstünden de geçerek öbür iç dudakta son bulan bir tür döner uyarı uygulandığı zaman kadının cinsel coşkusu belirli bir şekilde artar.

Döl Yolu Ağzı

İdrar deliği ile döl yolu ağzını içine alan bölge de son derece duyarlıdır.

Döl Yolu

Döl yolunun ağzındaki sfenkter çemberi her hangi bir baskı altında kaldığı zaman daralır. Döl yolunun ön bölümüne, aşağı doğru parmaklar ile uygulanan ritmik baskı, çok keskin bir cinsel coşkuya yol açar. Döl yolu duvarları dokunmaya karsı fazla duyarlı olmadıkları için, penisin döl yoluna girmesinden duyulan cinsel coşku, daha. çok ruhsal bir coşkudur. Döl yolu içini doğrudan doğruya uyarmaya kalkmak bu bakımdan tüm anlamsız olmasa bile, tırnakların bu bölgeyi zedeleme ihtimalleri vardır. Parmakların döl yolu ağzından daha ileri gitmemeleri öğütlenir. Klitorisin dibi uyarıldığı zaman döl yolu ağzında da cinsel coşku duyulur.

Serviks

Aslında bu bölge dokunmaya karşı duyarlı değildir. Kadın serviksin uyarıldığını sanabilir; ama bu, penisin çok derinlere girmesinden dolayı meydana gelen basıncın peritoneum’u (döl yatağı yüzeyini kaplayan doku] etkilemesi ve derinlere giren penisin genellikle bir seri tepki yaratması yüzündedir. Bu bölgeyi erkeğin parmakları ile uyarmaya çalışması doğru değildir, çünkü eşini yaralayabilir.

Büyük Dudaklar (Lâbia Majora).

Erkeğin teslis torbalarını andırır Kadının cinsel duygularının uyanmasında önemli bir rol oynamaz ama penis üzerinde uyarıcı bir etkisi olabilir.

Testis Torbaları (Scrotum)

Cinsel uyarı ile doğrudan doğruya pek ilişkisi yoktur. Bazı erkekler, testis torbalarının avuç içinde tutulup parmaklar ile uyarılmasından coşku duyarlar. Çoğu erkekler ise testis torbaları biraz fazla sıkıldığı zaman acı duyarlar. Bununla birlikte testis torbalarının bir avantajlı yanı vardır: cinsel birleşme sırasında kadının gövdesine hafifçe değerler ve bu çoğu kez kadına zevk verir.

Apış Arası

Döl yolu ağzı (ya da penis kökü) ile anus (makat) arasında kalan bölge dokunmaya karşı duyarlıdır. Bu bölgenin orta bölümü özellikle basınca karsı duyarlıdır.

Anus (Makat)

Bu bölgedeki cinsel duyular kişiye ve ruhsal etkilerin derecesine göre değişir. Makat ile cinsel organ aynı kaslar ile birbirlerine bağlı olduklarından, gerek erkekte gerekse kadında, cinsel organlar uyarıldığı zaman makat küçülür ve makat uyarıldığı zaman da, cinsel organlar kasılır.

Memeler

Kadınlarda memeler dokunmaya karşı duyarlıdırlar Ritmik bir basınç ve uyarı hareketi cinsel duyguların çoğalmasını sağlayabilir. Özellikle meme uçları, klitoris kadar duyarlıdır. Kadının memeler yolu ile duyduğu uyarı aynı anda döl yatağına ve diğer cinsel organlara aktarılır. Bazı kadınlar, meme uçlarının öpülmesini ya da emilmesini cinsel organların uyarılmasına tercih ederler. Bu arada, analık duygularının kadının ruhsal yapısında tuttukları yeri de göz önünde bulundurmak gerekir. Bir takım kadınlar, sırf analık duygularının ağır basması yüzünden memelerinin uyarılmasından cinsel coşku duymazlar. Cinsel bakımdan, erkek memesi kadın memesine oranla çok daha az duyarlıdır.

Ağız

Dudaklar, dil ve ağızın diğer bölümlerinde, en az cinsel organlarda olduğu kadar cinsel duyu bulunmaktadır. Memeler ya da cinsel organlar uzun uzun öpüldüğünde cinsel coşku geniş ölçüde artar.

Kaba Etler

Kaba ellerdeki kaslar kasıldığı zaman cinselcoşku artar. Bu nedenle, cinsel birleşme sırasında gerek kadın gerekse erkekler, bilinçli ya da bilinçsiz olarak kaba etlerinde bulunan kasları kasarlar. Bu kasılmanın sonucu olarak makat da küçülür ve böylece cinsel organlar uyarılmış olur, döl yolu kasları gerilir, döl yolu ağzı daralır; erkekte ise penis sertleşir.

Bacaklar

Bacakların iç bölümleri cinsel uyarıya karsı keskin bir tepki gösterirler.

Diğer Bölgeler

Bazı kimselerin gövdelerinde, yukarda sayılanların yanı sıra gelişmiş bir takım cinsel uyarı bölgeleri vardır. Bunlar genellikle, gözler, kulaklar, ense, boyun, koltuk altlan, göbek, karın, bel, sırt, kasıklar, göğsün iki yanı ve bunların çevresindeki bölgelerdir. Saçların ve bazı bölgelerdeki kılların hafif hafif okşanması da bazı durumlarda cinsel duyguları uyandırabilir.

19 Temmuz 2007 Perşembe

Kadının cinsel arzuları

cinsellik

FHMtr.com / Liseli kızlar,yerli yabancı güzeller, FHM Girls

Kadının cinsel arzuları erkeğinkine eşit düzeyde veya daha fazla olabilir, fakat her birimizin tek tek duyduğu cinsel istek, ruhsal durumumuzdan, geçmiş deneyimlerimizden ve eşimize ilişkin hislerimizden etkilenmektedir. Gerek kadınlar, gerekse erkeklerde cinsel arzu, erkeklik hormonu testosteronun, vücuttaki dolaşım düzeyine bağlıdır. Cinsel istek çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar, fakat biyolojik anlamda testosteron, hem kadınlar, hem de erkekler için cinsel dürtünün kendisidir. Erkeklik hormonu, kadınlardan farklı düzeylerde

bulunur, fakat bazı kadınlarda erkeklerinkinden daha yüksek düzeyde erkeklik hormonu bulunduğu da olur.

Geçmişte, kadınların cinsel isteklerinin erkeklerinkinden daha az olduğuna inanılırdı. Oysa gerçek durum, bunun hemen hemen tam tersi. Tarih boyunca kadın cinselliğinin, erkekler tarafından bastırılmış olmasının nedeni de bu olsa gerek. Kadınlarını çoğunluğunda cinsel istek, ortalama bir erkektekine eşit düzeydedir ve kadınlar, daha çok orgazm olabilmeleri ve cinsel uyarılma bölgelerinin yaygınlığı bakımından daha aktiftirler. Kadınların ve erkeklerin cinsel isteklerinde, gerçek anlamda tek farklılık, kadınların, adet dönemlerinde cinsel isteklerinin daha sabit bir seyir izlemesidir. Aslında bazı araştırmalarda, kadının cinsel isteği ile eşinin testosteron düzeyi arasında bir doğru orantı olduğu öne sürülmektedir.

Bu konuda yapılan bir araştırma, kadınların cinsel isteklerinin, adet dönemlerinin ortasındaki yumurtlama döneminde zirveye ulaştığını-ki bu, gebe kalma olasılığının artması açısından biloyojik yönden bir anlam taşımaktadır. Tam anlamıyla ispatlanmamış olmakla beraber, öyle görünüyor ki, kadında cinsel istek adet döneminin hemen öncesindeki ve sonrasındaki günlerde en yüksek düzeye ulaşmaktadır. Bazı kadınlar ise en yoğun cinsel isteği adet dönemi sırasında duymaktadırlar. Kadın, adet döeminde sevişmenin eşine itici geleceğini düşünerek, isteğini eşine söylemekte tereddüt edebilir. Gerçekten de erkeğin çoğu, adet olayına ilişkin olumsuz düşüncelere sahiptirler. Onlar için, kan, yara demektir, adet kanı ise "kirli" olduğu kendilerine öğretilmiş olan bölgeden akmaktadır. Bütün bunların bir araya gelmesiyle tam anlamıyla istek öldürücü bir sonuç ortaya çıkar. Kadınlara özellikle adet dönemlerinde daha sevecen duygular besleyen erkekler de vardır. Bu tip erkekler, adet olayını, kadınlana ilişkin gizemin bir parçası kabul edilerek, sevgilerini bu dönemde de göstermek isterler.

Günlük olaylarda dile getirilmemiş kızgınlıklar, cinsel alana yönelip kadının ilgisini yitirmesine yol açabilir. Eşini sürekli olarak ihmal eden, onunla konuşmayan bir erkek, sevişmek istediğinde hayal kırıklığına uğrayacaktır. Kadınlar, bu tip davranışlardan her zaman şikayetçidirler. Günümüzde de cinsellikle ilgilenmenin "hoş bir şey olmadığını" düşünen kadınlar var. Bu, "iyi" kadınların cinselliğe sadece çocuk sahibi olmak için katlandıkları inancının bir uzantısıdır. Bu madonna-fahişe ikilemi, hala varlığını sürdürmektedir ve yetiştiriliş biçimlerinin de etkisiyle bazı kadınların öylesine beyinleri yıkanmamıştır ki, kendi vücutlarının beklentilerinin bile farkına varmazlar. Araştırma sırasında genital bölgelerde hiçbir şey hissetmediklerini söyleyen kadınların aslında fiziksel uyarılma belirtileri gösterdikleri görülmüştür. Beyin, vücutta olan bitene karşı böylesine kapalı kalabilmektedir. Bazı kadınlar de, ancak meşru olmayan veya evlilik dışı bir ilişkide cinsel kimliklerini hissedebilmektedirler, çünkü bunlar için cinsel ilişki yaramazlık, yani ilginç ve heyecan veren bir şey yapmak anlamına gelmektedir. Evlendiklerinde ise durum değişir, artık cinsel ilişki herhangi bir ev işinden farksız duruma gelmiştir.

"İyi kızlar yapmaz" düşüncesiyle birlikte gelişen tavır, insiyatifin her zaman erkeğe bırakılması ve kadının kendisini erkeğin onunla sevişmesine terk etmesidir. Kadın, sevişme sırasında kendisini bırakıvermesinin yanlış, hatta tehlikeli olacağını düşünür. Bazı kadınlar, cinselliğe ilişkin genel olarak kabul edilen düşüncelere uymayacağını düşünerek doğal isteklerini bastırabilirler. İlginç ve göz kamaştırıcı olmayı hayal ederek mutlu olurlar. Fakat düşüncelirini hayatta geçirecek güveni hiçbir zaman kendilerinde bulamazlar. Bazıları ise, güçlü cinsel güdülerinden rahatsızlık duyarlar, çünkü bir kez bunlara teslim olurlarsa herkesle düşüp kalkan biri haline gelmekten korkarlar. Kadınların cinsel organları gizlenmiş durumdadır. Bazı kadınlar, vücutlarını keşfetmek ve temasa karşı tepkisini bilmek için istek duyarlar. Bazıları ise yaşamsal bir şeylerin kendilerinde eksik olabileceği ve "normal" olmayabilecekleri düşüncesiyle bundan ürkerler. Bütün bu korkular ve kuruntular, kadının kendi cinseliğini doğal ve sağlıklı bir şekilde tanımasını engeller.

Kadınların orgazma ulaşmasının, oldukça uzun bir zaman gerektirdiği, genellikle oldukça eleştirel bir biçimde söylenegelmiştir. Bu nedenle de onların cinsel isteklerinin, erkeklerinki kadar güçlü olmadığı savunulur


15 Temmuz 2007 Pazar

Penis Boyu Tabusu

Toplumsal-ahlaki değerler ve kuralların yerleşmesinde önemli yer tutan penis boyu tabusu, “erkek”, “erkeklik” ve “güçlü adam” kavramlarıyla özdeşleşmiştir. Yine insanlık bu tabunun ve fetişe dönüşen organın penceresinden olaylara bakma aptallığına kapılmıştır. Çünkü erkek soyunduğunda sahnede olan kendisi değil penistir. Erkek bedenine ister önden ister profilden baksın gözü sadece bir noktada odaklanır ve başrol oyuncusunun kaprisi de çoktur. İşte bu noktada hayat durur ve sadece iki kriter ön plana çıkar: Büyük ya da küçük.

VAR OLMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ – PENİS BOYU TABUSU

Penisim normalden küçük mü? İşte bu soru dünyada olduğu gibi ülkemizde de erkeklerin içini kemiren can alıcı ve kahredici bir sorudur. Yine bir çok anne ve baba da erkek çocukları için benzer bir kuşkuya sahiptirler. Her erkek egemen toplumda olduğu gibi ülkemizde en aşılmaz tabularından biridir penis boyu.

Penis boyutu günümüzde iyi eğitim almış kişiler arasında bile güç ve otoritenin göstergesi olarak kabul edilebilmektedir. Çünkü penis boyu erkek cinselliğiyle özdeşleşmiştir ve cinsel hazzın garantisi olarak algılanmıştır ve erkeklik gücü daha doğrusu bir güç sembolü haline gelmiştir. Aslında bu işin bir standardı yoktur. Çünkü çeşitli ırklara ve farklı iklimlerde yaşayan insanlara göre penis boyu farklılık gösterir.

Penis Latince’de “kuyruk” anlamına gelmektedir. Penis “kemiksiz” erkeklik organıdır. Renk ve biçimi değişik olabilir. Sağa veya sola hafif eğrilikler gösterebilir.

Kısacası penis işlevsel olarak normalse boyunu kafaya takmaya değmez.

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliğinde Sorular ve Yanıtları
1-Penis boyu tabusu nasıl ortaya çıkmıştır?
Dinsel inanışa göre; Havva ile Adem incir yaprakları ile örtünmüşlerdir. Erkek kadının önündeki incir yaprağını kaldırarak kadını seyirlik bir objeye dönüştürürken; penisi görme ve gösterme ayrıcalığını da tekeline alarak bir tabunun doğmasına yol açmıştır. Eski Yunan mitolojisine göre ise; Priapos tanrısal bir yaratıktır ve Zeus’un Afrodit’ten olma oğludur. Kısa ve çarpık bir bedeninin yanı sıra, neredeyse boyuna yakın ve yukarıya doğru kalkık duran kocaman bir penisi vardır. Efsaneye göre Afrodit ve Zeus bu çirkin bebeği kimselere göstermemek için kırlara terk eder. Bağları, bahçeleri koruyan ve bereketi simgeleyen Priapos'u çobanlar bulup büyütür ve büyük penisine tapınır olurlar.

2-Çocuklarda penis boyu nasıl ölçülür?
Ama öncelikle ölçüm yöntemini iyi anlamakta yarar vardır. Penis elastik bir yapıya sahip olduğundan ucundan tutup gererek dipten uca ölçülmelidir.

3-Normal penis boyu kaç santimdir?
Doğumda ortalama 2.5 cm kadar olan gerilmiş penis boyu ergenlik öncesi dönemde 5-6 cm'ye kadar ulaşır. Ergenlikle beraber hemen hemen her erkek organının boyutu hakkında ciddi kuşkular, bunalımlar yaşar. Ergenlikte penis boyu yaklaşık iki kat artar ve ortalama 8-10 cm ye kadar ulaşır. Ereksiyonda bu değer yaklaşık iki katına çıkar ve ortalama 16 cm boyunda olur. Bununla birlikte penisin büyüklüğü kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Erekte penis boyu ortalama 16 cm olmakla beraber 11-18 cm arası penisler normal boyutlarda kabul edilebilir.

4-Penis boyu mu, penis kalınlığı mı önemlidir?
Fizyolojik açıdan ve cinselliğin verdiği hazzın doruklarına kısa sürede ulaşmak için penis boyunun verdiği psikolojik tatmin önemlidir ve kalın bir penis bu hazzı arttırıcıdır. Ama cinsellikte penis boyundan çok işlevi ağırlıklıdır. Yani duygusal birleşmenin olmadığı ve tam ereksiyon sağlayamayan bir erkek penis boyu normal olsa da partnerini mutlu edemez. Son tahlilde; iri bir penis uzun bir penisten daha işlevseldir. Çünkü 18 cm üstü penisler genelde ilişki sırasında zevk yerine acı vermektedir.

5-Penis boyu neden bu kadar önemlidir?
Penis boyu gerçekten önemlidir ama sağlıklı bir cinsel yaşam için tek başına yeterli değildir.Kadında döllenmenin olabilmesi için erkeğin spermlerinin kadın vajinasının arkasına ulaşabilmesi gerekmektedir. Bunun için ise 10 cm ve üzerinde bir penis boyu gerekmektedir.

6-Penis bilgeliği nedir?
Penis erkeğin cinsellikteki en önemli rehberidir. Çünkü karşısındaki kadını istemeyen penisin sertleşememe veya erken boşalma gibi sorunlar ile bu isteksizliği göstermesi doğaldır. İşte bu noktada penis bilinçaltı da olsa erkeğe bir mesaj yollamaktadır. Eğer erkek bu mesajı doğru algılarsa sorun yoktur ama eğer yanlış yorumlarsa cinsel hayatında ciddi sorunlar yaşayarak kusuru başka yerlerde aramaya başlayacaktır. Elbette cinsel arzu duymadığı kadınlarla birlikte olan tüm erkeklerin iktidarsız olmazlar. İşte bu yüzden penis büyük bir bilgedir ve yol göstericidir.

7-Türk erkeğinin ortalama penis boyu kaç santimdir?
Türk erkeklerinin penis boyu ortalama 14 cm’dir.

8-Penis boyu büyütülebilir mi?
Penis boyu cerrahi yöntemlerle en fazla 3-5 cm'lik büyütülebilir.

9-Penis boyu nasıl uzatılır?
*Cerrahi teknikler,
*Penis büyütücü vakum-ereksiyon pompaları,
*Penis protezleri,
*Penis büyütücü egzersizler ve
*Yohinbine Fort Tb. gibi ilaçlar ile penis boyu uzatılabilir.

9-Penis boyu neden tehditkardır?
Penis yapı olarak tehditkardır. Bir kadın vajinasını “açar” ama bir erkek penisini “çıkartır”. Açmak ve çıkartmak çok farklı kavramlardır. Çünkü çıkartılan penis başka bir yere genellikle de vajinaya girme potansiyelini içinde barındırır ve bu nedenle de tehditkardır.

10-Penis boyu ile burun arasında ilişki olduğuna dair rivayet doğrumudur?
Penis boyu ile ayaklar, eller, burun ve parmaklar başta olmak üzere erkeğin vücudunun başka bölümlerinin uzunlukları arasında hiçbir bilimsel ilişki olmasa da, bir çok asılsız rivayet vardır. Bu nedenle penis boyu ile ilgili espriler oldukça boldur.

Penis Boyu Hakkında Bilinmeyenler
*Yaygın olarak bilinenlerin tersine penisin büyüklüğü deri rengi ile ilgili değildir. Yani kısa boylu birinin penisi uzun boylu birininkinden daha büyük veya bir zencinin penisi bir beyazın penisinden daha küçük olabilir.
*Penis büyütmek için kullanılan Yohinbine Fort adlı ilaç doğal otlar ve baharatların karışımı ile elde edilmiş bir formüldür. Bu ilaç penis içindeki süngerimsi dokunun hacmini arttırır. Sabah akşam düzenli alınmalıdır. Fakat garantisi yoktur, zararı da olabilir, bu nedenle kullanılmasını tavsiye etmiyorum.
*Penis içinde kanı hapsederek ereksiyon oluşturan ve bu penisi büyüttüğü ileri sürülen vakum pompaları ise penis sertleştiğinde içindeki kanı tutan kapakçıklarda ters basınç nedeniyle tahribata neden olmakta ve zarar verebilmektedir. Bu yüzden kullanılmasını tavsiye etmiyorum.

Basından İnciler
*http://www.havadis.net/haberdevami.asp?haberID=1277
Rusya'nın başkenti Moskova'daki Ulusal Tıbbi Cerrahi Merkezi'nde yapılan bir ameliyatla, cinsel organı 5 santimetre olan ve bu yüzden cinsel ilişkiye giremeyen bir adamın penisi koluna nakledilerek 12 santime kadar uzatıldı. 11 saatlik operasyonun sonunda, adamın cinsel organı yeniden yerine dikildi. Cerrah Profesör Mikhail Sokolshchik, ismi yalnızca Sergei olarak açıklanan 28 yaşındaki Sibiryalı adamın, artık cinsel ilişkiye girip çocuk sahibi olabileceğini umduklarını söyledi.

*http://www.haberturk.com/habermetni.haberturk?@=182988&c_id=220
Penis büyütme ameliyatları...
Penis boyundan memnun olmayan milyonlarca erkek, çareyi ameliyatta arıyor. Uzmanlar ise bu tip operasyonlara karşı uyarıyor.

Erkeklerin en 'büyük' korkusu
Penis boyundan memnun olmayan milyonlarca erkek çareyi operasyonlarda arıyor. Uzmanlar bu tip ameliyatların risklerine karşı uyarıyor ve "Boyutu abartmaya gerek yok" diyor.

Geçtiğimiz hafta Rusya Ulusal Cerrahi Merkezi'nden Prof. Mihail Sokolşçik'in, ereksiyon halindeyken 5 santimetre olan bir penisi ilk kez kendisinin denediği yöntemle uzattığını açıklaması, penis büyütme ameliyatlarını gündeme getirdi. Erkeklerin penis boyu konusunda hassas olduğu biliniyor. Cinsellikle ilgili bilgi hatlarını arayan Türk erkeklerinin en çok sordukları soruların başında da "boy" geliyor. Normal ölçülerini bilmeden bu konuyu kompleks yapan erkeklerimiz "büyütme" ameliyatlarıyla da yakından ilgileniyor. Birkaç yıl öncesine kadar sadece sağlık sorunları söz konusu olduğunda yapılan penis büyütme ameliyatlarına artık estetik amaçlarla da rağbet ediliyor. Penis boyunun kısa olduğunu düşünen binlerce erkek, doktorların kapısını aşındırıyor.

KADINLARA NİSPET
Doktorlar, tamamen yanlış bilgilerle gelip ameliyat olmak isteyenlerin çoğunu normal ölçülere sahip olduğuna ikna edip geri gönderirken, ısrar edip ameliyat olanların sayısı da azımsanmayacak kadar çok. Türkiye'de penis büyütme ameliyatlarını yapan doktorların az bir bölümü sadece estetik amaçlı isteklere cevap veriyor. Bu konuda uzman doktorlardan biri de, Türkiye'nin ilk üro-androloji hastanesi olan Hattat Hastanesi'nin kuran Prof. Dr. Halim Hattat. Penis büyütme konusunu, Halim Hattat enine boyuna anlatıyor: "Son 3-4 yıldır hiçbir sağlık sorunu olmayan, normal ölçülere sahip oldukları halde penislerini büyütmek isteyen erkeklerin sayısında büyük artış var. Ayrıca kalınlığından memnun olmayan veya eğriliğinden şikayet edip bizlere başvuranların sayısı da giderek artıyor. Artık erkekler, 'Kadınlar memelerini büyütüyor, vajinalarına bile estetik yaptırıyor, biz de penisimizi büyüttürelim' yaklaşımındalar. Avrupa Cinsel Fonksiyon Birliği'nin araştırmasına göre, normal halde 5 santim ve üstü, ereksiyon halindeyken de 11-20 santim arası normal ölçüler olarak kabul ediliyor. Ancak 11 santim ve üstünde boyutlara sahip olan erkekler bile 'Arkadaşımınki daha büyük' veya 'Ne kadar büyük olursa o kadar iyi cinsel yaşamım olur' diye düşünüyor. Normal penis ölçülerinden çoğunun haberi yok. " Normal ölçülere sahip olan ve kendilerine başvuran erkeklerin çoğunu ikna edip ameliyat etmeden geri gönderdiklerini söyleyen Hattat, "Bir de penisinin ince olduğundan şikayetle gelenler oluyor ve onların isteklerini de yerine getiriyoruz. Kalınlaştırma ameliyatları çok daha basit ve risksiz" diyor.

4 MİLYARDAN BAŞLIYOR
Hattat penis büyütme ameliyatlarına psikolog, estetik cerrah ve üroloğun girmesi gerektiğini söylüyor; "Çünkü hassas bir ameliyat, operasyonun çok iyi şartlarda yapılması gerek. Ameliyattan sonra bir buçuk ay cinsel ilişki yasağı koyuyoruz. Çeşitli egzersizler veriyoruz." En az üç saat süren, bazen 10 saat devam eden penis büyütme ameliyatlarından sonra cinsel fonksiyonlarda bir azalma olmadığını belirten Halim Hattat, ameliyat fiyatlarıyla ilgili de şu bilgileri veriyor: "Bu ameliyatlar, üniversite ve devlet hastanelerinde 4-5 milyardan başlar. Özel hastanede ise fiyatlar çok değişir."

En fazla 4 santim uzatabiliyoruz

DOÇ. DR. MEHMET MUTAF
Penis ameliyatlarında uzman olan Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik Cerrahi ve Rekonstrüktif Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mehmet Mutaf da normal ölçülerde olmasına rağmen büyüttürmek isteyenlerle çok sık karşılaştıklarını söylüyor. "Bize penis büyütme için başvuran hastalarımızn neredeyse yüzde 80-90'ı normal penis boyutlarına sahip ama psikolojik sorunları olan insanlardır. Ben bu kişilerin ameliyat isteklerini geri çeviriyorum" diyen Mutaf, penis büyütme ameliyatlarının çok riskli olduğunu da şu sözlerle özetliyor: "Ciddi riskleri olan cerrahi girişim olduğu bilinmelidir. Anestezi komplikasyonları, kanama, yara iyileşme problemleri ve sinir hasarlarına bağlı his kaybı olabilir." Mutaf, ameliyatla penisin en fazla 4 santim uzatılabildiğini söylerek ameliyat hakkında da bilgiler veriyor. "Günümüzde penis uzatma tekniklerinin en çokkabul göreni, penisi legen kemiğine bağlayan asıcı bağların kesilerek penisin sertleşmesini sağlayan süngersi cisimciklerin dışarı çekilmesi şeklinde yapılmaktadır." Mehmet Mutaf, ameliyat sonrası için de "İyi yapılmış bir operasyondan sonra hiçbir fonksiyon kaybı beklenmez. Tersine, özgüven artışı ve dolayısıyla cinsel fonksiyon ve libidoda düzelme gözlenir" diyor. Mutaf son olarak şu tavsiyelerde bulunuyor: "Ereksiyon halinde iken 10 santimden daha küçük penisi olan ve cinsel eylem sırasında zorluk yaşayan hastalara penis büyütme ameliyatını öneriyorum. Ama normal penis boyuna sahip olan hiçbir kimseye yapılmasını doğru bulmuyor ve onaylamıyorum."

Problem peniste değil kafada
DR. ZİYA SAYLAN
Almanya'da kendi estetik kliniğinde penis büyütme ameliyatları yapan Türk doktor Ziya Saylan yıllarca yaptığı penis büyütme ameliyatlarını 4 yıl önce bıraktığını belirtiyor ve şunları anlatıyor: "Yüzde 50 vakada problem cinsel organda değil kafada, yani ne kadar başarılı olursanız olun hasta memnun kalmıyor. Hastaların yüzde 20'si bozukluğunu penis büyütme ile telafi etmeye çalışıyor. Bunu bize ameliyattan önce söylemiyorlar. Sonra da 'Erkekliğim kayboldu' diyorlar. Erkekliğin ameliyat nedeni ile kaybolması teknik olarak imkansız, ameliyatta sadece deri ve deri altı uzatılıyor veya kalınlaştırılıyor. Esas organa dokunulmuyor. Uzatmada ise bir ağ kesilip penis sarkıtılıyor. Bazı hastalar psikolojik nedenlerle ameliyat gecesi cinsel temasta bulunup bütün dikişleri açıp dokuyu parçalıyorlar. Ayrıca araştırmalara göre kadınlar büyük organ istemiyorlar. Vajinanın his alan kısmı dışarıda, içeride his sinirleri çok az ve hatta hissetmiyorlar. Bu nedenle erkeklerin bu takıntısı yersiz." Saylan "Penisi kalınlaştırmak için enjekte edilen yağ dokusu yüzde 60 oranında sertliklere ve pütürlere neden oluyor. Az da olsa kireçlenmeler ve iltihaplanmalar da mümkün. İngiltere'de 2 hastada cinsel organları iltihaplanma sonucu ameliyatla ampute edildiler ve milyonluk davalar hala devam ediyor. Eğer uzatmada penisin bağları kesilirse hastalarda cinsel organın stabilitesi bozuluyor ve sağa, sola doğru da oynamaya başlıyor ve bu cinsel temas esnasında büyük problemler doğuruyor" sözleriyle de ameliyatın yan etkilerine dikkat çekiyor.
SABAH Gazetesi

Yazıyı Puanla !!