olay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
olay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Eylül 2007 Pazar

Çapkınlık ipuçları




* İlk görüşte aşka inanır mısın ? Yoksa dışarı çıkıp tekrar mı gireyim?

* Affedersiniz! Biz küçükken farklı okullarda okumamış mıydık?

* Sırtına dokunup: Aman allahım gerçekten omuz kemikleri!! Ben bunları kanat sanmıştım!

* Çikolatadan bebeklerimiz bir düğün pastasının üstünde sence de güzel görünür mü ?

* Saati sorun.
9'u 5 mi geçiyor? Bugün pazartesi 28 mart 9.05.. Sizinle tanıştığımın günü ve zamanı aklımda tutmam gerekli de!

* Oturdunuz, konuştunuz ve kalktı gidiyor..
Erkek: Birşey unutmadın mı?
Kız: Neyi?
Erkek: Beni.!

* Bu şehirde yabancıyım . Bana evinin yolunu tarif edebilir misin?

* Baban uzaylı mıydı? Senin gibi birşey dünyada yok çünkü!

* Telefon numaramı unutmuşum, seninkini ödünç alabilir miyim?

* Merhaba! Bay Watch'un son bölümünde harika oynadın, bir imza alabilir miyim?

* Erkek "Sesi sen de duydun mu?"
Kız: Ne sesi? Ben birşey duymadım!
Erkek: Kalbim kırıldı

* Erkek: Baban hırsız mıydı?
Kız: Hayır ! Ne Alaka?!?
Erkek: Gözlerinin yerine konulan elmasları kim, nereden çaldı o zaman?

* Erkek: Bana yolu tarif edebilir misiniz?
Kız: Ne yolu? Nereye?
Erkek: Kalbine

* Erkek: Beni bir cimcikler misin?
Kız: Neden?
Erkek: Bu güzellik gerçek olamaz! Rüya görüyorum sanırım

* Annenle baban zamanında karşılaşmasaydı, yeryüzündeki en mutsuz insan ben olurdum!

* Siz Aktüelin kapağındaki kız değil misiniz?

* Umarım suni solunumdan anlıyorsundur.. Soluğum kesildi seni görünce!

29 Temmuz 2007 Pazar

KISKANÇLIK

İdeal evliliklerin temelinde, dozunda kıskançlık ve eşin sadakatine güven duygusu bulunur.

Sokolof 'a göre "Kıskançlık, insanın en az bilinen duygusu ve üzerinde en az konuşulan davranışıdır. Bir muammadır." Decrates ise, "Kıskançlık, sahip olduklarını koruma isteğinden kaynaklanan bir tür korkudur." diyor.


Her insanda az veya çok kıskançlık duygusu vardır. Karşısındakini ya sevgiden dolayı, ya da "sende var bende niçin yok" diye kıskanır.

Aslında dozunda olan kıskançlık normaldir ve sevginin, bağlılığın bir göstergesi olarak kabul edilir. Yazar ve evlilik danışmanı David R. Mace "Normal kıskançlık, pek çok evliliği kurtarmış bir evlilik sübabıdır. Anormal kıskançlık ise yıkıcı bir saplantıdır ve tedavi edilmesi gerekir." demektedir.

Kıskançlık`ın olmadığı evliliklerde, aile bağları zayıftır. Kadın ve erkek, "kıskanılarak" bir sahiplerinin bulunduğunu hisseder ve hatırlarlar. 3 yıllık evli bir hanım, kocam ara sıra beni kıskanmasaydı, çok üzülürdüm." demişti. "Halbuki kıskanması, onun beni hala çekici bulduğunu ve sevdiğini kabul etmesi anlamına gelir. Laf olsun diye onunla evli olmadığımızı gösterir. Bundan iyi iltifat olur mu?" diye de eklemişti.

Kıskançlık`ın olmaması tabii ki problemdir, ama yanlış kullanıldığında çok yıkıcıdır. Abartıldığında, sevgi gibi yapıcı bir duygunun zıddı haline gelebilir. Sadece kıskananı değil, kıskanılanı da yıpratır. Devamlı aldatılmak düşüncesiyle yaşamak kesinlikle dayanılmazdır. Bu durumlarda kıskançlık çiftleri birbirine bağlayan değil, ayrılığı hızlandıran ciddi bir hastalık haline gelmiş demektir.

Neden kıskançlık ?

İdeal evliliklerin temelinde, dozunda kıskançlık ve eşin sadakatine güven duygusu bulunur. Bu ikisi bir arada yer almalıdır. Evlilikte güvensizliğe yer yoktur. Kıskançlık ve güvensizlik aşırıya vardımı çekilmez olur. İnsanlar birkaç sebeple kıskançlık`larını aşırıya vardırırlar.

Bazı aşırı kıskanan tipler aslında kendileri eşlerini aldatmaktadır.bunu bastırma amacıyla eşine yansıtmaktadır. Kendisi yaptığı için herkesin ihanet edebileceği kanısındadır. Her şeyden anlam çıkarır, tartışır, kavga eder. Eşi hak ettiği cevabı ona verir, ama yine aldırış etmez. Bazen kaba kuvvete, dayağa başvurur.

Kıskançlık çok aşırıya varmışsa bir paranoya vakası ile karşı karşıyayız demektir. Bu tipler aşırı gururlu, geçimsizdir, kendini üstün görür, şüpheci ve evhamlıdır. Her şeyden olmadık anlamlar çıkarırlar. Yolda yürürken bile eşlerini göz altında tutarlar. Çevredeki erkeklere veya kadınlara bakıp bakmadıklarını kontrol ederler. Eve gelince perde ile oynanıp oynanmadığını araştırır, pencereden hangi erkeği gözetlediği konusunda hesap sorarlar. Kocası biraz geç gelse, hangi kadınla birlikte olduğu konusunda onu bunaltırlar.

Yaşlılıkta değişik sebeplerle ortaya çıkabilen demans (bunama) hallerinde de hastalık derecesinde kıskançlık görülebilmektedir.

Alkol ve bağımlılık yapan maddeleri uzun sure kullanan kişilerde de eşini aşırı ve patolojik derecede kıskanma görülebilir. Üstelik bu kişiler, eşlerini hiç olmadık kişilerden kıskanırlar.

Ne yapmalı ?

Kıskançlık konusuna ılımlı yaklaşmak gerekir. Her şeyi karşılıklı konuşarak mantıklı bir yola oturtmak en uygunudur. Kıskançlık`ı hezeyana çevirmeden, bunu tek başına çözemeyeceğini bilmelidir. Eşi ile diyalogla orta yolu bulmaya çalışmalıdır. Eşler, çekinmeden birbirlerine duygu ve düşüncelerini açmalı, doğruyu yanlışı beraberce ayıklamalıdırlar.

Aşırı kıskanmayı sevginin bir yolu olarak görmemeli aksine sevgiyi gideren bir unsur gibi değerlendirmelidir. Çiftlerden birinin devamlı olarak diğerinden şüphe etmesi, onu izlemesi, her hareketinin ve sözünün altında başka bir anlam araması her iki taraf için de gerçekten zordur. İnsanların birbirlerinin günlük hayatları ile ilgilenmeleri duydukları yakınlığın bir sembolüdür. Çiftler elbette birbirlerine soru sorabilirler. Ama soruların asla sorgulama halini almaması, insanları bunaltmaması gerekir.

Çevrelerinde aşırı kıskanç olarak görülen kişinin neler hissettiğini, niçin böyle yaptığını yakın dostları ile paylaşmasında, fikirlerini almasında fayda vardır.

"İllâ gerçeği bulacağım" diye hayatı kendimize ve eşimize zehir etmemiz doğru değildir. Bir dedektif gibi düşünmek ve davranmak zorunda olmadığımızı bilmeliyiz.

Kıskançlık duygularının kaynağını araştırmalıdır. Sebeplerini kendi kendimize sıralamalıyız. Haklı mı haksız mı olunduğuna karar verilmelidir ve kıskanç insanın çevresine rahatsızlık saçtığı akıldan çıkarılmamalıdır.

Son olarak, bu tedbirlerle halledilemeyen ve anormal, garip yönleri fazla olan kıskançlık`larda muhakkak beraberce bir psikiyatriste gidilerek tedavi yolu seçilmelidir.


kaynak : kadinlaraozel.blogspot.com

VIAGRA nedir?

VIAGRA fosfodiesteraz tip 5 inhibitörleri adı verilen bir ilaç grubuna dahildir. Penisteki kan damarlarının gevşemesine yardımcı olarak cinsel uyarı sırasında kanın penise akımını sağlamak suretiyle etki gösterir. VIAGRA ancak ve sadece cinsel yoldan uyarılmanız durumunda doğal yolla sertleşme oluşmasına yardım eder. Sertleşme kusurunuz yoksa VIAGRA almayınız. Kadınlar VIAGRA almamalıdır.

VIAGRA'nın içinde ne vardır?

VIAGRA'nın aktif maddesinin adı sildenafil'dir. Her tablet sildenafil (sitrat olarak) içerir. VIAGRA film-kaplı tabletler mavi, yuvarlağımsı-elmas biçimindedir. Bir yüzünde "PFIZER" ve öteki yüzünde "VGR 25" yazıları vardır. Tabletler 4 tabletlik blister ambalajlarda kullanıma sunulmuştur.

VIAGRA niçin kullanılır?

VIAGRA erkeklerde sertleşme sorununda kullanılır. Sertleşme sorunu, bir erkekte cinsel aktivite için gerekli, penis sertleşmesinin sağlanamaması veya sertliğin korunamamasıdır.

VIAGRA HANGİ DURUMLARDA KULLANILMAMALIDIR?

Sizde aşağıdaki durumlardan biri varsa VIAGRA ALMAYIN:

Eğer nitrat veya amil nitrit gibi nitrik oksit veren maddeleri içeren İlaçlar (Nitrogliserin, isosorbid mononitrat, isosorbid nitrat, pentoeritritol tetranitrat, eritritil tetranitrat, isosorbid dinitrat / fenobarbital, amil nitrat veya nitrit, butil nitrat) kullanıyorsanız VIAGRA almayınız. Bu ilaçlar, sıklıkla angina pektoris (Koroner damar hastalığıyla ilgili göğüs ağrısı) için kullanılan ilaçlardır. VIAGRA bu ilaçların etkilerinde ciddi bir artışa neden olabilir. Bu ilaçlardan birini kullanıyorsanız doktorunuza söyleyiniz. Emin değilseniz doktor veya eczacınıza sorunuz.

Eğer VIAGRA'ya karşı alerjik bir reaksiyonunuz varsa VIAGRA almamanız gerekir. Alerjik reaksiyonlar bir döküntü, kaşıntı veya yüzde şişme, dudaklarda şişme veya nefes darlığı biçiminde olabilir eğer daha önce böyle bir olay yaşadıysanız doktorunuza söyleyiniz.

Eğer önemli bir karaciğer veya kalp sorununuz varsa.

Eğer kısa bir süre önce felç veya kalp krizi geçirdiyseniz ya da tansiyonunuz düşükse.

Eğer (retinitis pigmentosa) gibi belirli bir kalıtsal göz hastalığınız varsa.

VIAGRA kullanıyorsanız aynı anda başka erektil disfonksiyon ajanları ile birlikte kulanmamalısınız.

VIAGRA ne zaman ihtiyatlı olarak kullanılmalıdır?

Doktorunuza söylemeniz gerekenler:

Eğer orak hücre anemisi (kırmızı kan hücrelerindeki bir anormallik), lösemi (kan hücrelerinin kanseri), multipl myelom (kemik iliği kanseri), veya peniste her hangi bir hastalık veya biçim bozukluğu varsa.

Eğer halen mide ülseri veya (hemofili gibi) bir kanama bozukluğu varsa.

VIAGRA başka ilaçlar ile birlikte alınabilir mi?

Aldığınız diğer bütün ilaçları doktorunuza söylemeniz gerekmektedir. VIAGRA tabletleri bazı ilaçlarla, özellikle angina pektoris tedavisi amacıyla kullanılan ilaçlar ile etkileşebilir. VİAGRA KULLANMANIZA MÜTEAKİP ACİL BİR TIBBİ OLAYIN MEYDANA GELMESİ DURUMUNDA, SİZE MÜDAHELE EDEN VEYA TEDAVİ UYGULAYAN KİŞİYE VIAGRA ALDIĞINIZI SÖYLEMENİZ GEREKİR.VIAGRA ile birlikte başka ilaçları kullanmadan önce doktorunuza danışın. AIDS (HIV) gibi durumların tedavisi için, özel bir ilaç, proteaz inhibitörleri kullanıyorsanız, doktorunuza bildiriniz. VIAGRA, nitratların veya amil nitrit gibi nitrik oksit vericisi olan ilaçların etkilerinin ciddi biçimde artmasına neden olabilir. Bu ilaçlar sıklıkla angina pektoris (veya "göğüs ağrısı") tedavisinde kullanılan ilaçlardır. Bu ilaçları kullanıyorsanız VIAGRA ALMAYINIZ.

VIAGRA Tabletleri nasıl alınmalıdır?

Doktorunuz hangi VIAGRA dozunun sizin için en uygun doz olduğuna karar verecektir. Doktorunuzun size söylediğinden fazla sayıda tablet almamalısınız. VIAGRA cinsel aktiviteden yaklaşık bir saat önce alınmalıdır. Tableti bütün olarak bir miktar suyla birlikte yutunuz. VIAGRA ancak cinsel yoldan uyarıldığınızda sertleşmeye yardımcı olacaktır. Cinsel olarak uyarılmadığınızda VIAGRA sertleşmeye yol açmayacaktır. VIAGRA'nın etki göstermesi için gereken zaman kişiden kişiye değişmekle birlikte, bu süre normalde yarım saat ile bir saat arasındadır. Ağır bir yemek yediyseniz VIAGRA daha geç etki gösterebilir. Fazla miktarda alkol alınması, sertleşme yeteneğini geçici olarak azaltabilir. Sertleşme yeteneğinin azalmaması için, cinsel aktiviteden önce alkol tüketmeyiniz. VIAGRA sertleşme sağlamaya yardımcı olmazsa ya da sertleşme cinsel ilişkiyi tamamlamaya yetecek kadar uzun sürmezse doktorunuza bildiriniz. VIAGRA günde bir defadan fazla kullanılmamalıdır.

VIAGRA her hangi bir istenmeyen etkiye neden olur mu?

VIAGRA tavsiye edilen dozlarda ve kullanım şartlarında bazı istenmeyen etkilere neden olabilir. Bu etkiler normalde hafif veya orta derecelidir. En sık görülen istenmeyen etkiler başağrısı ve yüzde sıcak basmasıdır. En az bildirilen istenmeyen etkiler hazımsızlık, başdönmesi, burun tıkanıklığı ve görmeyle ilgili geçici etkilerdir (renkleri karıştırma, göz kamaşması veya bulanık görme). VIAGRA günde bir defadan fazla alınırsa adalelerde ağrı oluşabilir. Seyrek olarak, VIAGRA aldıktan sonra uzun süreli ve bazen ağrılı sertleşmeler bildirilmiştir. Dört saatten uzun süren bir sertleşmeyi derhal doktorunuza haber veriniz. İstenmeyen etkilerden herhangi biri sizde varsa ve rahatsızlık veriyorsa, etkiler şiddetli ise veya tedavinin kesilmesine rağmen devam ediyorsa durumu doktorunuza bildiriniz. VIAGRA'nın bu broşürde yer almayan bir istenmeyen etkisini fark ettiyseniz lütfen doktorunuza veya eczacınıza söyleyiniz.

VIAGRA'nın dozu nasıl ayarlanır?

Viagra'nın çeşitli dozları vardır. (25, 50, 100mg). Eğer beklediğiniz sonucu elde edemediyseniz doktorunuzla görüşünüz. En iyi kararı doktorunuzla birlikte vereceksiniz.

  • Doktorunuzun tavsiyesinden fazla doz kullanmayınız.
  • Viagra'yı günde bir defadan fazla kullanmayınız.

    65 yaşın üstündeyseniz, ciddi karaciğer veya böbrek probleminiz varsa doktorunuz en düşük VIAGRA dozundan (25mg) almanızı isteyecektir. Eğer proteaz inhibitörü kullanıyorsanız, doktorunuz 25mg'lık VIAGRA dozunu önerecek ve iki günde bu 25mg'lıktan bir taneden fazla almamanızı tavsiye edecektir.

  • VIAGRA cinsel ilişkiden ne kadar zaman önce alınmalıdır?

    Viagra cinsel ilişkiden bir saat önce alınmalıdır. İlacı aldıktan 30 dakika sonra etkisi başlar ve 4 saat kadar ereksiyonunuza yardımcı olur. Ereksiyon siz cinsel olarak uyarıldığınızda olacaktır. Yağlı yemekler (örneğin hamburger ve patates kızartması) Viagra'nın etkisine başlamasını geciktirebilir.

  • Birden fazla kadin nasil idare edilir?

    Kural 1: Farkli mekânlar: Öncelikle dikkat edilmesi gereken nokta, elinizdeki hatunlarin herbirinin ayri mekânlarin kizi olmalarina özen göstermek. Kizlardan biri Taksim Istiklâl'de takilmayi severken, digeri Kadiköy'de Akmar'da takilmayi tercih ediyorsa simdilik pek bir sorun gözükmüyor. Bunlara ek olarak bir tane de Bakirköy camiasindan stepneye alirsaniz da kan yapar. Hem bir gün Kadiköy, bir gün Bakirköy, caanim Istanbul'u gez babam gezersiniz, hem de öpersiniz çesit çesit elma yanaklardan, bade dudaklardan...Ama simdiki delikanlilar bu farkli mekânlar kuralina pek riayet etmiyorlar. Bakiyorum delikanliya, Istiklâl Caddesi'nde bir gün farkli, öbür gün farkli kizla elele dolasiyor. (Bu arada dolasirken elini sevgilisinin kiç cebine sokma adeti de ne zaman çikti bilemem. Biz el ele, yanak yanaga izdivaç etmeyi bilirdik. Bunlarinki ne ayaktir anlayamadim. Birbirlerinin kiçlarini kolluyorlar herhal.) Neyse, ne diyorduk?.. Haa, ayni mekânda birgün farkli, öbürgün farkli kizla dolasiyorlar. Hiç mi hiç korkma yok bu çocuklar da canim. Kizla gezerken bir bara girelim bir iki bir seyler içelim diye bara bir giriyorlar, haydaa, evvelsi günkü kizla burun buruna geliyor bizim çocuk. Iste o an ikinci altin kural devreye giriyor:

    Kural 2: Saglam bahane: Bu kuralin bir diger adi da, "Favori kizi bil"dir. Öbür manitaya ebelendigin takdirde hemen laf ebeligi ile durumu kurtarmayi deneyeceksin.Ya da saglam bir bahanen olacak. "Bu benim kuzenim, kaç aydir ilk defa karsilasiyoruz da o yüzden biraz samimi gibi bir durum oldu da, kil da tüy de..." gibi düz duvara tirmanma çabalari hem karizmanizi dibe vurduracak, hem de ikisinden birden olmaniza sebebiyet verecektir. Kazi saglam bir
    sekilde çeviremiyorsaniz, favori kizinizin hangisi olduguna karar
    vereceksiniz. Diyelim elinizde üç tane manita var. Üçü de taş, maasallah. Bir sekilde sakata gelip ebelendiginizde, iki tanesiyle papaz olup tüm iliskilerinizi kopardiginizda, bir tanesinin elinizde saglam kalmasi için bu yöntem sart.

    Kural 3: Hattin açik olmasin: Cep telefonu bu tür multi - manita durumlarinda tam bir oyunu bozan, g.tü borozanlik yapiyor. Siz kizin evinde ilk içkinizi yudumluyor, kiz da üstüne hafif bir seyler giyiyorken çalan cep'inizde diger hatunun adini görebilirsiniz. Telefonu kapatsaniz, her iki kiza da bir sürü izah gerekecek. Bu yüzden ya is üstündeyken telefonu kapali tutun, ya da iki ayri hat alin. Biri biri için, öteki öbürü için... Bazi cep telefonlari istediginiz kisiye farkli sekilde çalabiliyor, onlardan edinin, çalisindan öbür manitanin aradigini aninda çakip, daha cebinizden çikarmadan
    kapatabilirsiniz. "Kim ariyorsa arasin. Su animizi kimse bölemez bebegim" gibisinden bir iki cümleyle de roketi ateslediniz mi, sizi kimse tutamaz.

    Kural 4: Kizin mezhebini genisletin: Bütün bu saydiklarimdan daha önemli bir numara daha var. Hatun kisiyi yavas yavas mevzuya isindirmak. Sizin yaninizda çesitli kizlar görebilecegini, bunun gayet normal bir sey oldugunu, modern toplumda karsi cinsle bir kafede oturup bir seyler içerek bir is görüsmesi yapmanin kiskanilmamasi gerektigini, kiskanmanin ve bunu problem haline getirmenin çok ilkel bir libido seviyesi gerektirdigini pasa pasa izah edin. Öncelikle kizi çok modern bir insan olduguna inandirin; "Kaçinci yüzyilda yasiyoruz, bir kizla bir erkek yanyana oturduklarinda illâ ki malabadi
    aftirseyv vaziyetleri mi olucek?" deyin. Bu arada elinizi de kizin
    bacaklarindan çekin, yoksa anlattiklariniz bir boka yaramaz.
    Ve diger artçi kurallar:
    Bos bulunup birinin adiyla digerine seslenmeyin. Kazara yediginiz bu halt hatunun killanmasina ve bu isi çaktirmadan arastirmasina vesile olacaktir. Hatunlarla daha çok evde takilmaya çalisin. "Ev ortami, huzur ortami" gibi lakirdilar sarfedin. Ama ev sizin eviniz degil de kizlarin evi olsun. Saklandiginiz kalenin farkina sizden baska kimse varamasin. Unutmayin, sizin eviniz, sizi arayanlarin ilk bakacaklari yer olacaktir.Dediklerimi dinlediyseniz, hepiniz çok rahat edersiniz. Öpülmedik yanak, koklanmadik çiçek birakmazsiniz...

    Daha İyi Bir Seks

    Tekdüze giden seks hayatınızı renklendirmek elinizde. Bunun için farklı şeyler denemelisiniz. Nasıl mı, işte size hem partnerinizi hem de sizi mutlu edecek öneriler...

    Beklenmeyeni yapın: İlişkinizdeki monotonluğu ortadan kaldıracak tek şey şaşırtıcı bir şeyler yapmaktır. Küçük sürprizler, şaşırtıcı dokunuşlar...

    Romantizmi arttırın: Sevgilinizle birlikte güzel bir gece geçirmeyi planları yaparken bazı detayları da sakın ihmal etmeyin. Yakılan birkaç mum, odaya yayılan hoş bir koku ve hafifçe çalan romantik bir müzik romantizmin doruğa ulaşmasında en büyük yardımcılarınız olacak. Böylece partnerizini baştan çıkarmanız da çok kolaylaşacak.

    Rahat ama seksi giyinin: Kendinizi seksi hissetmeniz için öncelikle rahat olmanız gerekli. Eğer vücudunuzun herhangi bir bölümüyle ilgili rahatsızlık duyuyorsanız uygun iç çamaşırlarıyla bu kusuru kolaylıkla saklayabilirsiniz. Güven afrodizyak gibidir ve yatak odasında ne kadar iyi görünürseniz o kadar güzel bir gece geçirirsiniz.

    Partnerinizin ne istediğini düşünün: Seks hayatınızda yeni bir adım atmak istiyorsanız partnerinizi memnun etmek için zaman harcayın. İlişki sırasında kulağına hoş şeyler fısıldayın.

    Sadece kendi isteklerinize yoğunlaşın: Onlara ne istediğinizi söyleyin. İster inanın ister inanmayın ama erkekler sizi neyin harekete geçirdiğini bilmek ister. Hatta buna önem verirler. Sizi mumnun etmekten gurur duyarlar. Asıl önemli olanın ikinizin de mutlu olması gerektiğini unutmayın ve bunun için çaba sarfedin.

    Yeni bir yer deneyin: Mekan değişikliği yaparak seks hayatınıza biraz yenilik ve heyecan katabilirsiniz. Bir otel odası kiralayın, başka bir odayı deneyin ya da hiç akla gelmeyecek yerler seçin... Unutmayın seçeneklerin sonu yoktur.

    Duygularınızı saklamayın: Kendinizi ve duygularınızı açığa vurmaktan sakın korkmayın ve bu kouda mümkün olduğunca kendinizi özgür hissedin. Nasıl hissettiğinizi dile getirin ve hoşlandığınız şeyleri yapmaktan asla çekinmeyin.

    Konuşmadan harekete geçin: Sessizlik kimi zaman heyecanlandırıcı olabilir. Bu fikir özellikle partneriniz eve geldiği anda hiç konuşmadan onu çekip birlikte olduğunuz zaman işe yarayabilir.

    Buz ya da filmler işinize yarayabilir: Yeni bir şeyler denemeye ne dersiniz? İlişikiniz zaten mükemmelse yeni bir şey denemek onu daha da değerli kılacaktır. Göz bağı, filmler, buz, oyuncaklar…. Bu arada isterseniz sadece kendiniz hayal edin ya da partnerinizle paylaşın ama fantazileri de sakın yabana atmayın. Asıl önemlisi yaratıcı olmak.

    Her dokunuş önemlidir: Seksten aldığınız keyfi arttırmak istiyorsanız yeni pozisyonlar denemelisiniz. Bu tabii ki alıştığınız ve hoşunuza gidenleri unutmanız anlamına gelmiyor ama denemekten de korkmayın. Böylece rutinden kurtulmuş olacaksınız. Aldığınız zevki görünce emin olun siz de çok şaşıracasınız.

    Popüler Gelinlikler

    gelinlikgelinlikler

    gelingelinlikler

    gelinler
    gelin kız

    Meme Kanseri


    Meme Kanseri Görülme Sıklığı


    Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. ABD’de her yıl 185000 kadına meme kanseri tanısı konulmakta ve bu hastaların 46000’i yaşamını yitirmektedir.

    Erkeklerde ise sıklığı daha az olmakla birlikte 1/150 oranında görülmektedir. Meme kanseri hormona bağlıdır. Kadınlarda geç menarş, erken menapoz, ve 18 yaşında gerçekleşen ilk doğum meme kanseri oluşma riskini belirgin bir şekilde azaltır. Yağlı yiyeceklerin meme kanserine yol açtığı iddiası henüz tartışmalıdır. Oral kontraseptifleri meme kanseri riski üzerine az etkileri vardır. Östrojen replasman tedavisi meme kanseri riskini azda olsa arttırmasıyla beraber yaşam kalitesi ve kemik mineral yoğunluğu üzerine yararlı etkileri bulunmaktadır. Ayrıca kalp damar hastalıklarıyla oluşan ölüm riskini azaltır. 30 yaşından önce herhangi bir nedenle terapötik amaçlı radyoterapi alan kadınlarda meme kanseri gelişme riski çok yüksektir. TANI
    Meme kanseri tanısında mamografinin büyük yararı vardır. Elle memelerin muayenesin de kitlenin saptanması erken tanı açısından önemlidir. Mamografi veya elle muayene sonucu tespit edilen kitlenin biyopsisi ile kesin tanı konulur. Kadınlar en az ayda 1 kez meme muayenesi yapmaları gerekir. Premenapozal yani menapoz öncesi dönemde ki kadınlarda soru işareti uyandıran veya şüphe götürmeyen küçük kitleler 2-4 haftada bir muayene edilmelidir. Kitle rastlanan menapoz öncesi ve sonrası kadınlarda kitlelerden biri boşaltılarak çıkan materyalin makroskopik incelemesi yapılır. Çıkan materyal kansız sıvı içeren bir kist ise ve aspirasyonla yani boşaltılarak giderilebiliyorsa hasta rutin takibe alınmalıdır. Eğer kitle sert ve boşaltılamıyorsa mamografi çekilerek biyopsi alınmalıdır. 50 yaşından sonra her yıl yapılan mamografi kontrollerinin hayat kurtarıcı olduğu gösterilmiştir. Mamografi kontrollerinin 40 yaşından sonra yapılması gerektiği tartışmaları aşağıdaki nedenlere dayandırılmaktadır;

    -hastalık 40-49 yaş arasında daha az sıklıkla görülmekte bu nedenle kontroller başarısız olmaktadır.

    -40-49 yaş arası mamografide saptanan bozukluklar daha az sıklıkla kanserle sonuçlanmaktadır.

    -hiçbir klinik çalışma 40 yaşından itibaren yapılan mamografi kontrollerinin hayat kurtarıcı olduğunu göstermemiştir. Yinede mamografi kontrollerinin 40 yaşında başlatılması gerekliliğine olan inanç daha yaygındır.

    TEDAVİ
    Tedavi aşamasında nelerin uygulanacağı daha çok hastalığın evrelendirilmesine ve tümörün büyüklüğüne bağlıdır. Bazı küçük tümörlerde kanserin yayılımı olmamışsa sadece cerrahi yöntemle tümörün çıkarılması yeterli gelebilir. Ancak tümörün büyük olması ve yayılımının olması cerrahi sonrası kemoterapi gerektirebilmektedir.

    Meme kanseri sık görülen bir kanser türüdür. Ancak erken tanı hayat kurtarıcı olmaktadır. Bu nedenle kadınların en az ayda 1 defa kendi kendilerine meme muayenesi yapmaları ve kitle tespit ettiklerinde uzman bir hekime danışmaları gerekir. 40 yaşından sonra özellikle 50 yaş sonrası yılda 1 defa mamografi çekilmesi de erken tanı şansını arttırmaktadır. Özellikle ailede annede veya kız kardeşte meme kanseri olan kadınlar bu kontrolleri mutlaka yaptırmalıdır. Çünkü bu kişilerde meme kanseri riski daha çok yükselmektedir. Meme kanserinin %8-10 oranında ailesel olduğu bilinmektedir.

    Evliliğin Mutlu Öyküsü


    Sevgi Aşk Hikayeleri

    Ben 32 yaşında evlilikte altı yılını doldurmuş bir kadınım. Eşim ile 2000’in Ekim’in de çalıştığım bir klinikte karşılaştım. Onu ilk defa merdivenlerden inerken gördüm. Gözlerimi ondan alamamıştım oda bana ısrarla bakmıştı. Oysa hiç beğeneceğim bir tip değildi. Sarışındı üniversite öğrencisi idi ve benden küçüktü.
    Ama ben bir anda ona kapılmıştım. Bir süre sonra odama yanını bir doktor arkadaşla geldi. Onunla tanışmak istediğimi söyledim ve tanıştım.
    Tanışmamızdan sonra hemen her gün çeşitli sebeplerle kliniğe geliyordu. Bu çok hoşuma gidiyordu. 3-4 gün sonra benimle çıkmak istediğini, ve niyetinin ciddi olduğunu belirtti. Bu beni biraz korkutmuştu. Teklifini yaşı nedeniyle kabul edemeyeceğini söyledim. Ama o ısrarlıydı. Biraz düşünmemi söyledi. Yine de kabul etmeyecektim. Çünkü ondan 2,5 yaş büyüktüm ve bu benim için önemliydi.

    Ama bir başka doktor arkadaşın ısrarı üzerine onunla çıkmaya karar verdim. Kendinden emin konuşması bana güven verdi. Onun yanında kendimi mutlu hissediyordum.

    Tanışmamızın üzerinden 1 ay geçmişti ve artık evlilik planları yapıyorduk. Ama ailesi evlilik planımıza karşı çıktı. O bir su istasyonu işletiyordu, bende bir klinikte çalışıyordum. Ailesi bizim geçinemeyeceğimizi söylüyordu. En önemlisi ben tesettürlüydüm. Ailesinin tehditlerine rağmen biz gizli bir evlilik yaptık. O gün bizim için hem mutlu hem üzücü bir gündü. Nikahta ikimizin ailesinden kimse yoktu. Biz yine de çok mutluyduk ve hala da mutluyuz. Geçirdiğimiz maddi ve manevi zorluklara rağmen ona olan aşkım her geçen gün büyüyor. Ona her baktığımda içimde sevgi ve mutluluk doluyor ve bu 6 yılın sonunda ondan gün içindeki birkaç saatlik ayrılık bile bana zor geliyor. Onu çok özlüyorum. Emin olun onunla evlendiğim için Allah’ a şükrediyorum, ömrümün sonuna kadar da hislerimin aynı şekilde devam etmesini istiyorum.

    Evlenmeye karar verdiğim zaman ona böyle aşık olacağımı düşünmemiştim. Sadece benim için uygun bir kişi diye düşünmüştüm. Oysa şimdi ona gerçekten aşık olduğumu ve her geçen gün aşkımın arttığını hissediyorum. Çünkü ben onu kendimden çok seviyorum. İki bedenin bir bedende olabileceğini düşünmezdim ama oluyormuş. Onu kaybetmem demek kendimi kaybetmem demek. Onsuzluğu düşünmek bile istemiyorum. Herkesin bu duyguyu hissedebilmesini istiyorum...
    Yazan:
    Meryem Çağan


    21 Temmuz 2007 Cumartesi

    Erkek Olmanın Keyfi

    Vücudundaki kılları mütemadiyen aldırmak zorunda değilsin.
    Bıyıkların utanç degil çogu zaman övünç kaynağıdır.
    Beş günlük tatil için ufak bir çanta yeter.Her kavanozu tek basina açma kabiliyetine sahipsindir.
    Tazelemek zorunda olduğun bir makyajin olmadigi için zirt pirt tuvalete gitmezsin.
    Kilo aldığında dostlarin sana aciyarak bakmaz.
    Ayakkabılarının topugu ve tırnağın asla kırılmaz, çorabin kaçmaz.Göbegin bile bir çekicilik unsuru olarak sunulabilir.
    "Bu göbek değil sevgilim, aşk halkasi"Is görüsmelerinde kalça ve göğüslerinin güzelliği hiç önemli degildir.
    Pisirecegin hayvani kendin avlayabilecek güçtesindir.
    Dus yapman ve giyinmen en fazla on dakika sürer.
    Gereksiz esyalarin bulundugu bir çantayi tasima aliskanligin yoktur.
    Ceketini alip çikarsin.Besli paket halindeki donlarin fiyati, tek bir sütyenin kikadardir.
    40 yaşına da gelsen kimse evde kaldigini iddia edemez.Çişinle Italyanca " Seni Seviyorum " yazabilecek kadar kabiliyetlisindir.
    Yüzündeki tüm renkler orijinaldir ve ne silince, ne yağmurda, ne de aglayinca çikmaz.
    Sokakta muz yemen hiç ayıp sayılmaz,Magnum yerken etiketi saklamak zorunda kalmazsin.
    Bira sisesinin açacak kullanmadan açmanin en az bes yolunu bilirsin.
    Sohbet ettigin insanlar bakışlarını göğüslerine dogru kaydırmaz.Evlenince soyadini degistirmek zorunda kalmazsın.
    Her zaman tek parça mayo giyersin Karsi cinsle esit olduğunu kanitlamak için yaratılmış hemcinslerin yoktur.
    Kahvehaneler, stadyumlar, genelevler, sirf senin daha keyifli bir hayat sürmen için vardir.
    Topuklu ayakkabi gibi bir seyin üstünde hokkabazlik yapmak zorunda degilsin.
    Sen hiç "Erkek Hastaliklari Uzmani" diye bir kavram duydun mu?

    19 Temmuz 2007 Perşembe

    Ereksiyon Olamıyorum

    erkekler

    FHMtr.Com

    Tedavi edilmeyen ereksiyon bozuklukları yaşamın kalitesini de olumsuz olarak etkiler. Empotans, kısaca cinsel temas esnasında erkek cinsel organının yeterince sertleşmemesidir. Genellikle hayatın 2. yarısında, 40-70 yaşlar arasında ortaya çıkar ve bu yaşlardaki erkeklerin yaklaşık yüzde 50'sinde görülen, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir rahatsızlıktır. Tedavi edilmeyen ereksiyon bozuklukları yaşamın kalitesini de olumsuz olarak etkiler. Bundan dolayı ereksiyon problemi olan kişinin önce doktoruna güvenerek durumunu bütün açıklığı ile

    anlatması teşhis ve tedavi için atılacak ilk adımdır. Bu konuda doktorunuz derdinizi anlatabileceğiniz en önemli kişidir; zira sorununuzun nedenini o bulacak ve tedavi yöntemini de o önerecektir.

    Nedenleri

    Ereksiyon bozuklukları yaşam kalitesini olumsuz etkilediği gibi bu bozukluğun arkasında kişinin fark etmediği, gizli kalmış başka ciddi bir rahatsızlık olabileceği için daha da fazla önem taşır. Örneğin dolaşım bozuklukları, şeker hastalığı, ruhsal rahatsızlıklar gibi, kazalar ve operasyonlar da ereksiyon bozukluklarına neden olabilirler. Aşırı dozda sigara ve alkol ereksiyonu olumsuz etkiler.

    Doktorunuz ereksiyon bozukluğunun nedenini tespit ettikten sonra size muhtelif tedavi yöntemleri önerecektir. Esas neden organik veya ruhsal bir rahatsızlık ise önce ona yönelik tedavi hemen başlanır. Tıbbi tedavinin yanında günlük alışkanlıklarınızdan ereksiyonu negatif etkileyen alışkanlıkların terk edilmesi gerekir.

    Rastlanma oranı

    Ereksiyon bozuklukları 40-70 yaşlar arasında sık rastlanan bir durumdur, ama günlük yaşantımızdaki stresler ve genel olumsuzluklar nedeniyle bu problemi yaşayan insan sadece siz değilsiniz. USA'da:

    40 yaş grubu erkeklerin yüzde 39'u
    50 yaş grubu erkeklerin yüzde 48'i
    60 yaş grubu erkeklerin yüzde 57'si
    70 yaş grubu erkeklerin yüzde 67'si
    olmak üzere dünyada yaklaşık 100 milyon insanın ereksiyon problemi vardır.

    Erkek cinsel organının anatomik yapısı ve sinir sistemi ile ilişkisi bir bütün olarak düşünülürse Empotans olayını izah etmek çok daha basitleşmektedir. Demek ki sertleşmenin olmaması ya organın direkt kendisiyle ilgili olacak ya da organ dışında bedensel veya ruhsal rahatsızlıklar, yaşam tarzı empotansa neden olacaktır.

    Diğer hastalıklara bağlı nedenler:

    - Yüksek tansiyon
    - Yağ metabolizmasındaki bozukluklar
    - Kronik böbrek rahatsızlıkları
    - Karaciğer yetmezliği
    - Multipl Skleroz
    - Alzheimer
    - Kronik solunum yetmezliği
    - Hormonal bozukluklar
    - Depresyon ve ruhsal rahatsızlıklar

    Diğer nedenler:

    - Sigara , kan dolaşımını olumsuz etkiler
    - Alkol, kokain, eroin gibi maddeler.
    - Stres, sürekli mesleki baskı ve olumsuzluklar.
    - Bazı ilaçlar
    - Bazı kaza ve operasyonlar da ereksiyon bozuklukları için riziko faktörüdür.


    Yazıyı Puanla !!