ön sevişme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ön sevişme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Temmuz 2007 Cumartesi

KADINLARDA ORGAZM OLAMAMA


Kadınlarda orgazm çoğunlukla direkt klitoris uyarısıyla oluşmaktadır. Bu konuda yapılan kısıtlı sayıda çalışma direkt klitoral uyarı olmadan orgazm olabilen kadınların oranının ancak %30 olduğunu göstermektedir. Bu nedenle kadında orgazm olamama durumunu öncelikle "hiç orgazm olamama" ve "cinsel ilişkide orgazm olamama" şeklinde ayırmak gerekir.

Orgazm olamayan bir kadın ilişki esnasında kendini orgazm takliti yapmak zorunda hissedebilir. Bunu yapmasının nedeni eşine onun "yetersiz" olduğu duygusunu yaşatmamak ve öte yandan da yine eşinde kendisinin "yetersiz olduğunu" kanısını uyandırmayı engellemektir. Bu tür bir uygulama problemin daha da karmaşık hale gelmesine neden olur, zira orgazm olamayan bir kadın için eşinin yapacağı etkili bazı değişiklikler sözkonusuyken, böyle bir durumda bunlar gündeme gelmez ve erkek "herşeyin normal gittiğini" düşünmeye devam ederek bir değişiklik yapma gereği duymaz.

Kadının orgazm olmasının sağlanması için ilişkide ne tür değişiklikler yapılabilir?

Öncelikle şunun vurgulanması gerekir. İlişkide aynı anda orgazm olunması diye bir gereklilik yoktur. Esas olan fizyolojik ve anatomik gerçekler nedeniyle kadının ya eşiyle beraber ya da eşinden önce orgazm olmasıdır. Erkek orgazm olduğu andan itibaren refrakter periyod adı verdiğimiz döneme girer. Bu dönemde ereksiyon etkinliğini kaybetmeye başlar ve belli bir süre erkeğin yeni bir ilişkiye fizyolojik ve ruhsal olarak hazır olması belli bir süre gerektirir. Bu süre erkekten erkeğe değişmekle beraber birkaç dakikadan birkaç saate kadar uzayabilir. Arka arkaya bulunulan ilişki sayısı arttıkça refrakter periyodun süresi de uzar. Bu erkeklerin bir gerçeğidir. Kadınlarda ise bu refrakter periyod ya çok kısadır ya da yoktur. Kadınlar arka arkaya defalarca orgazm olabilirler ve hatta aynı ilişki içerisinde bile çok sayıda orgazm olabilirler.

Buradan çıkan sonuç, erkeğin kadının orgazm olabilmesi için gerekli koşulları sağlamak için çaba göstermesi gerektiğidir.

Kadının orgazmı yaşayabilmesi için çiftlere düşen görevler:

-Erkeğin kendisinin orgazma ulaşmak için geçen süreyi mümkün olduğunca uzatması: erkekler çok kısa sürelerde orgazm olabilirlerken kadınlar için orgazm olabilme süresi çok daha uzundur. Bu süre bir yandan kadının ilişkiye ruhsal ve fiziksel olarak ne kadar hazır olduğuyla, öte yandan ilişkide kadının duyarlı bölgelerinin ne kadar uyarıldığıyla ilgilidir.

-Çoğu kadında orgazm için direkt klitoris uyarısı gerekir. Her kadının anatomik yapısı farklı olduğundan çiftlerin, kadının klitoral olarak en iyi uyarılabildiği ilişki pozisyonunu seçmeleri gerekir. Klitorisin en iyi uyarıldığı ve çiftin yüzyüze bakması nedeniyle emosyonel özellikleri en güçlü pozisyon erkeğin üstte olduğu, en az uyarıldığı ve yüzyüze bakılmaması nedeniyle duygusal temasın en az olduğu pozisyon ise kadının arkasını döndüğü ve erkeğin arkada olduğu pozisyondur. Ancak bu her kadın için geçerli olmayabilir. Bu yüzden kadın eşine en çok hangi pozisyonda uyarıldığını hissettirmeli ya da direkt söylemelidir.

-"Önsevişme döneminin" uzun tutulması: kadınlar için "önsevişme dönemi" çok önemlidir. Kadınların ilişkiye hazır olmaları erkeklerdeki kadar kolay değildir. Yeterince hazır olunmadan ilişkiye başlandığında genital bölgenin gevşemesi ve kayganlaşması yetersiz olduğundan ilişki kadın için tatsız bir deneyime dönüşebilmekte ve doğal olarak böyle bir ilişkide orgazm söz konusu bile olmamaktadır. Kadın hazır olduğu mesajını eşine verebilmeli, erkek te bu mesajı alabilmelidir.

Burada unutulmaması gereken diğer bir önemli nokta ise önsevişme döneminin gereğinden fazla uzun tutulmasının da hem erkeğin hem de kadının orgazm olma süresini ve orgazm şiddetini olumsuz etkilediğidir.

-Erojen bölgeler adı verilen bölgelerin kadın orgazmına katkısı ihmal edilmemelidir: Erojen bölgeler adını verdiğimiz bölgeler kadından kadına değişmekle beraber sıklıkla memeuçları, kulak arkaları, bacakların iç yüzleri kadının en erojen bölgeleridir. Kadın eşine önsevişme dönemi boyunca ve tüm ilişki boyunca erojen bölgelerinin dokunulmasından hoşlandığı mesajını verebilmeli, erkek te bu konuda duyarlı olmalıdır. Erojen bölgelerin uyarılmasının kadının ilişkiye daha hazır olmasının sağlanması yanında orgazm olmasını kolaylaştırıcı özellikleri olduğu unutulmamalıdır.

-Bir kadın her ilişkide vajinal yoldan orgazm olamayabilir. Bazı kadınlar vajinal yoldan hiç orgazm olamazken, bazıları bazı ilişkilerde olurlar, diğerlerinde olamazlar. Vajinal orgazm öğrenilmesi gereken bir orgazm türüdür ve bir kadının defalarca ilişkide bulunmadan vajinal yoldan orgazm olabilmesi beklenmemelidir. Vajinal orgazm olunamadığında ilişkinin herhangi bir zamanında kadının direkt klitoris uyarısıyla orgazm olmasına imkan tanınabilir. Bu o kadar da anormal bir durum değildir.

-"Penis boyu nevrozu (takıntısı)" terkedilmelidir. Vajinanın üst 2/3'lük bölümü embriyolojik gelişim açısından alt 1/3'lük bölümünden çok daha farklı bir bölgeden gelişmektedir. Bu nedenle bu iki bölgenin fizyolojik ve anatomik özellikleri birbirinden oldukça farklıdır. En bariz farklılık sinir liflerinin dağılımındadır. Alt 1/3'lük kısım zengin bir sinir ağına sahipken, üst 2/3'lük kısımda sinir lifleri nispeten daha azdır. Bu nedenle alt 1/3'lük kısım dokunma, ağrı gibi duyaranlara çok daha hassastır. Her zaman belirttiğim gibi penis uzunluğunun kadının "tatmin olmasıyla" hiçbir ilişkisi olamayacağıunın da göstergelerinden biridir bu. Penis zengin sinir lifleri içeriği nedeniyle en çok vajinanın alt 1/3'lük kımını uyarmaktadır.

Yukarıdaki önlemlerle orgazm olamama problemi giderilemediğinde yapılması gereken bir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanına başvurmak ve genel bir jinekolojik muayeneden geçmektir.

15 Temmuz 2007 Pazar

CİNSELLİKTE ALTIN KURALLAR

“Yatakta iyi değil cümlesinin içeriği kişiden kişiye değişiyor. Yumuşak ve şefkatli dokunuşlar bir kadın için cinselliğin alevlenmesinde doğru adımlarken, bir diğerinin bu yüzden bütün isteği kaybolabiliyor. O istediğiniz bazı şeyleri yapmıyor mu? Ya da onun yaptığı şeyler aslında nefret ettiğiniz şeyler mi? Eğer sorun sadece bunlardan biriyse o zaman çözümde kolaylıkla mesafe katedebilirsiniz…”
Dr. Sandor Gardos
Cinsel Terapist


CİNSELLİKTE ALTIN KURALLAR

Bu yazımda cinsel sorunların nedenlerini anlamanıza yarayacak ayrıntılar, bu sorunların ortadan kaldırılmasına ve sağlıklı bir cinsel yaşama sahip olabilmeniz için ihtiyaç duyulabileceğiniz bilgileri kısaca maddeler halinde açıklanmaya çalışacağım. Cinsel terapide danışanların cinsel yaşantıları aşağıdaki altın kurallara göre gözden geçirilir. Nerede eksiklik veya sıkıntı varsa o madde üzerinde daha uzun süre durulur. Bu maddeler:
1-Konuşma,
2-İdeal ortam,
3-Dokunma ve okşama
4-Aşk oyunları,
5-Ön sevişme,
6-Kendini tanıma ve kendinle barışık olma,
7-Güven,
8-Partnere karşı sevgi ve saygı,
9-Rahatlık ve gevşeme,
10-Utanç duygusundan kurtulma.
11-Cinselliğe iyi konsantre olma
12-Beslenme ve spor


Konuşma
Çiftlerin konuşarak kafalarındaki tüm kaygı ve korkuları, üzüntülerini, geçmiş üzücü olayları, rahatsız eden şeyleri ve isteklerini kesin ve net bir dille anlatmaları, cinsellikte beklentilerini veya fantezilerini partnerleriyle paylaşmaları cinsel sorunlarının çözümünde ilk adım olmalıdır. Çünkü sorunlu cinsel yaşam için en iyi ilaç, daha iyi bir iletişimdir. İletişimin vazgeçilmezi ise konuşmaktır. Konuşmada önemli olan, vereceğiniz mesajların yanlış anlaşılmamasına dikkat etmektir. "Hep kendini düşünüyorsun, benimle ilgilenmiyorsun, benim cinsel haz almam senin için önemli değil" demek yerine, "Ön sevişmeyi uzun tutarsak, yatakta birlikte daha fazla vakit geçirebiliriz, böylece seni daha çok hissedebilirim" diyebilirsiniz. Konuşurken düşüncelerinizi bu şekilde ifade ederseniz, partneriniz bu düşüncelerinizi söylenme olarak algılamayacaktır. Üstelik kendine eleştiride yapılmış olarak da hissetmez ve sizi rahatsız eden davranışlarını yeniden gözden geçirmeyi kabul eder.

İdeal Ortam
Tatlı konuşmalar, yumuşak yastıklar, dinlendirici bir müzik çiftlerin cinsel enerjisini artıracak ideal bir ortamdır. Yemek yedikten sonra sevişmeyin. Sevişmeden önce soğuk içeceklerden, dondurmadan ya da buzdan kaçının. Çükü hazımsızlık veya soğuk yiyecekler cinsel enerjiyi azaltır. Ama yorgun, aç ve kızgınken de cinsel ilişkiden kaçının. Çünkü bu da cinsel enerjinizde dengesizliğe neden olabilir. Sevişmeden yarım saat önde tuvalet ihtiyaçlarınızı giderin. Dolu idrar torbasıyla cinsel ilişkiye girmek sıkıntı vericidir. Aşırı soğuk ya da aşırı sıcak havalarda sevişmek elektromanyetik alanda dengesizliğe yol açabilir. Sevişmeden önce ve sonra çok çalışmayın. Kaslar gevşediğinden enerji toparlamak zorlaşır.

Dokunma ve Okşama
Çiftler için cinselliğin korku verici yanları vardır. Erkeklerin yetersizlik, tatmin edememe, erken boşalma vb. korkuları vardır. Kadınlarda ise kirletilme, zarar görme, aşağılanma. Cinsellik sevgi ve şefkat dolu dokunuşlarla kombine edilince korkutucu olmaktan çıkar. Bu nedenle cinsel mutluluğun sırrı çiftlerin birbirini çok iyi tanımalarında yatar. Partnerinin vücudunu iyi tanımak için göz kapakları, dudaklar, yüz, göğüs bölgesi, eller, kalça, bacaklardan ayak parmaklarına kadar cinsel haz alarak ve cinsel haz vererek sevgiyle dokunmak şarttır. Böylece partnerinizin gizemini dokundukça keşfedecek, karşınıza çıkacak yeni duygular hoşunuza gidecek ve her ikiniz de oldukça heyecanlı ve zevkli anlar yaşayacaksınız.

Ön Sevişme
Daha uzun, duyarlı ve keyifli bir cinsellik yaşamak, erkeklerde boşalmanın denetim altına alınması, kadınlarda ise daha kolay orgazma ulaşılması için
son derece gerekli olan ön sevişme, cinsellikten alınan hazzın arttırılması ve cinsel uyumsuzlukların daha az görülmesi için de gereklidir. Bu nedenle ön sevişmeye yeteri kadar zaman ayıran çiftler sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşama sahip olurlar.

Aşk Oyunları
Partnerinizle ilişkinizin eskisi gibi arzulu, heyecanlı ve zevkli olmadığını düşünüyor musunuz? Her ne kadar ortada somut bir sorun görülmese de artık birlikte daha az mı vakit geçiriyorsunuz? Hatta zamanla birbirinizden uzaklaşıyor musunuz? Yanıtlarınız “evet” ise; ilişkinizin ilk zamanlarında hissettiğiniz arzuyu, heyecanı, romantizmi ve saflığı yeniden yaşamaya ne dersiniz? İşte ateşinizi yeniden alevlendirmenin ip uçları: Aşk oyunları. Aşk oyunları partnerinizle birlikte yaptığınız çocukça, aptalca ve kışkırtıcı şeyleri kapsar. Aşk oyunlarını en önemli parçası olan cinsel yaratıcılık ise daha önceden planlanması gereken ve bir rutini olmayan cinsel yaramazlıklardır. Cinsel fantezileri paylaşma, fotoğraflarla oynama, partnerlerin birbirlerini yeniden tavlamaları, için barda randevulaşma, partnerinize sevgi ve şehvet dolu küçük notlar bırakma, farklı mekanlarda sevişme, erotik masaj yapma, mum ışığında bir şeyler içip dans etme, küçük hediyeler alıp partnerinizi şımartma, birlikte güneşin batışını ya da doğuşunu izlemek gibi sizi partnerinizle birbirinize daha da yakınlaştıracak romantik ortamlara gitme ve romantizmi arttırma, partnerinizle nasıl tanıştığınızı, O’na nasıl aşık olduğunuzu anlatan bir hikaye yazma, partnerinize O’nu daima sevdiğinizi hareketlerinizle ve sözlerinizle gösterme vb. aşk oyunlarını deneyebilirsiniz. Cinsel hayatınızda cesur olun, hayal bile edemeyeceğiniz kadar usta bir oyuncu olmaya çalışın, zengin bir cinsel aşk oyunları repertuarı oluşturun.

Kendini Tanıma ve Kendinle Barışık Olma
Kendini tanımayan ve kendiyle ilgili olumsuz düşünlere sahip çiftlerin cinsellikte rahat olması beklenemez. Örneğin cinsel istek bozukluğunun arkasında ağır bir patoloji yoksa cinsel isteğin olmayışı, büyük bir ihtimalle kişinin cinsel fantezilerinin, cinsel arzularının farkına varamayışıyla ilgilidir. Bu arzuların, fantezilerin kişide suçluluk ya da utanç yaratması nedeniyle sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam engelleniyordur. Veya çiftlerin hem kendilerinin hem de birbirlerinin cinsel organlarını tanıma ödevleri bu başlık altında düşünülür.

Güven
Çocuklukta ve ergenlik döneminde güven duygusunda zedelenme olanların öncelikle güven duygularının yeniden kazandırılması gerekir. Kendini güvende hissetmeyen veya karşısındakine güven duymayan kişilerin sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam sürmeleri mümkün değildir.

Partnere Karşı Sevgi ve Saygı
Partnerlerine karşı sevgi ve saygısı olmayan çiftlerin sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşamlarının olması beklenemez. Çünkü sevgi ve saygı çiftin cinsel yakınlaşmasını artırır. Birbirini okşamak, sevmek, masaj yapmak, gün içinde birbirlerine dokunmayı artırmak için çiftlerin birbirlerine sevgilerini fiziksel olarak göstermeleri gerekir. Gün içinde çiçek vermek, hal hatır sormak sevgiyi ifade etmenin yollarından biridir. Bu sayede çiftler sevgiyle seksi iç içe geçirmeyi ve seksin olduğu zaman sevginin de olabileceğini hissetmeyi öğrenirler.

Rahatlık ve Gevşeme
Cinselliğin tadını çıkarmak için ilişkiden önce tüm kızgınlıkları unutmak, sakinleşmek ve rahatlayarak gevşemek çok önemlidir.

Utanç Duygusundan Kurtulma
Utanç duygusundan kurtulmak için cinsel öykü yazma tekniği, ayıp sözler ve eylemler tekniği kullanılabilir. Cinsel deneyimi az olan, utangaç, çekingen çiftlerde bu teknikler çok başarılı olmaktadır. Bu sayede çiftler cinsel konularda utançlarını ortadan kaldırırlar.

Cinselliğe İyi Konsantre Olma
Cinsellik mekanik ve teknik bir olay olmadığı için, cinsel ilişki sırasında dikkatinizin tamamının partnerinize ve cinsel eylemlerinize yönlendirmek çok önemlidir. Cinsel ilişki sırasında aklımızın başka bir yerde olması, zihin içinde beden içinde uygun olmayan bir durumdur. Cinselliğe iyi konsantre olamama haz almamızı ve vermemizi engeller. Boşalma yalnızca zihninizle ilgili bir meseledir. Eğer zihninizle boşalmaya karar vermezseniz bedeniniz herhangi bir rahatsızlık duymadan sevişmeyi boşalmadan ama tümüyle tatmin olmuş bir şekilde bitirebilir.

Beslenme ve Spor
Beslenme alışkınlıklarımız hem sağlığımız için hem de cinsel yaşamımız için son derece önemlidir. Bu nedenle mutlu bir cinsel yaşam için mutlaka sağlıklı ve cinsel iştahı arttırıcı beslenme gerekmektedir. Ayrıca beslenme kadar düzgün ve esnek bir fiziksel yapıya sahip olmak da genel anlamda sağlığımız ve cinsel yaşamımız için son derece önemlidir. Çünkü bedenimizin sinir sistemimiz, salgı bezlerimiz ve iç organlarımız arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır. Alkol, sigara ve kafeinli içecekler cinsel hayatı çok olumsuz etkiler. Bu maddelerin alımı kısıtlanmalı hatta hiç alınmamalıdır.

Sonuçta; yukarıdaki önerilerin bir kısmını uygulamanıza rağmen, sorunlarınızın devam ettiğini düşünüyorsanız ve mutlu bir cinsel yaşam istiyorsanız cinsel terapiste gitmekten kesinlikle çekinmeyin. Cinsel haz vererek veya alarak uyarılmayı öğrenme, erotik mataryeller ile cinsel arzuyu ve tutkuyu besleme, yatak odası dışında da hoş, nazik veya sevecen olabilme, cinsel terapide sürecinde danışanlara öğretilmektedir. Çünkü var olan sorunu çözmekte geç kalmak, sorunu tamamen çözümsüz bir noktaya taşıyabilir.

Yazıyı Puanla !!