olağan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
olağan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Temmuz 2007 Pazar

Kızlık Zarı Nedir?


kızlık zari, kizlik zari

Hemen hemen bütün toplumlarda değişik derecelerde sosyolojik öneme sahip olan kızlık zarı tıbbi literatürde Hymen (himen) olarak adlandırılır. Hymen aynı zamanda Yunan ve Roma mitolojisinde Baccus (Dionysus) ve Venüs'ün (Afrodit) oğlu olan ve elinde bir meşale tutan evlilik ve düğün tanrısının adıdır. Gerdek gecesi bu Tanrı'ya adandığından kızlık zarı da aynı isimle anılmaktadır.

Mitolojik bireylerin yanısıra 19. yüzyılda yaşamış bir besteci olan Frederic Hymen Cowen'de talihsiz bir seçimle bu kelimeyi yaşamı boyunca isim olarak taşımıştır.
Kızlık zarının fizyolojik amacı ve görevi kadın vücudunun bugüne kadar açıklanamamış pekçok sırrından birisidir. Spesifik bir görevi yokmuş gibi görünmesine rağmen özellikle embryonik dönemde mikroorganizma ve yabancı cisimlerin vajina içine girişini önlediği düşünülmektedir. Tıbbi açıdan bakıldığında ise özellikle gelişmiş toplumlarda en sık cinsel şiddete ve istismara maruz kalan çocukların tanınmasında incelenmektedir.

İnsanoğlunun tarihsel gelişimi süresince pekçok toplum hymeni saflığın ve el eğmemişliğin yani bekaretin sembolü olarak görmüştür. Bu inanışın yansımaları hala daha özellikle bizim toplumumuz gibi gelişmekte olan toplumlarda sıklıkla yaşanmaktadır.Günümüzde kızlık zarının anatomik ya da fizyolojik değil sosyolojik bir fonksiyonu vardır.

Anatomi
Kızlık zarı belirli bir yapıda değildir. Anatomik olarak vajinayı oluşturan ve mukoza adı verilen dokunun vajina girişini oluşturan doku kıvrımıdır. Yani kızlık zarı vajina içinde değil vajinanın hemen girişinde dudakların yaklaşık 1-1.5 santimetre içindedir ve küçük dudaklara bağlıdır.Dış genital oluşumlardan birisi olarak kabul edilir.Dışarıya bakan ön yüzü deriye, vajina içine bakan arka yüzü ise mukozaya benzer. Kız çocukların hemen hepsine bulunan hymen çok nadir olarak doğuştan hiç bulunmayabilir. Çocukluk çağında daha sert olan doku ergenlikle birlikte östrojen hormonunun salınmasına bağlı olarak değişime uğrar ve esneklik kazanır.
İlk ilişkide kızlık zarı mutlaka bozulur mu ?
Hayır. Kızlık zarının özgün yapısı bazı kadınlarda penis girişine müsade eder ve çok defa ilişkide bulunsa bile zarda yırtık meydana gelmez. Bu tür zarlara duhule müsait ya da ilişkiye müsait zar adı verilir. Halk arasında ise elastik zar olarak adlandırılır. Kadınların %26-41'inde zar duhüle müsaittir ve ilk ilişkide kanama olmaz.
Kızlık zarının bozulması ağrıya neden olur mu ?

Bazı kadınlarda ilk ilişki sırasında ciddi miktarda bir ağrı olabilir. Ancak genelde herhengi bir rahatsızlık olmaz. Burada erkeğin davranışı ve yaklaşımı son derece önemlidir. İlk ilişki ister istemez her kadında endişe ve korkuya neden olur. Erkeğin yavaş ve yumuşak davranışı olayın ağrısız olmasını kolaylaştırır.
Kanamanın miktarı ne kadardır ?
Kanamanın miktarı genelde çok azdır ve kısa sürede kendiliğine durur. Çok nadiren hymen arkasından bir damar açığa çıkar ve kanama durmaz. Bu gibi durumlarda cerrahi müdahale ile dikiş atılmsı gerekebilir. Bazı durumlarda ise vajina girişinde va hatta içinde yırtıklar meydana gelebilir, şiddetli ve durmayan bir kanama görülebilir. Bu gibi durumlarda cerrahi müdahale ile dikiş atılması gereklidir. Atılan bu dikiş kızlık zarını onarmaz.
Kızlık zarı bozulduğunda mutlaka kanama olur mu?

Hayır. Bazı durumlarda zarda yırtık meydana gelmesine rağmen kanama olmayabilir.
Kanama olması kızlık zarının bozulduğunu mu gösterir?

Hayır. Bazı durumlarda kızlık zarı bozulmaz ancak dış kısımlarda yırtık ya da sıyrık olabilir ve buralardan kanamalar görülebilir.
Kızlık zarı ilişki dışında başka bir yolla bozulabilir mi?

Kızlık zarı genelde vajina içine giren ve genişliği hymen ortasındaki halkadan daha büyük olan cisimler ile bozulur. Ancak bazen ata ya da bisiklete binme, bacakları çok açmayı gerektiren bale gibi aktiviteler ya da kaza ve travma sonrasında da bozulabilir ya da zedelenebilir.
Mastürbasyon kızlık zarına zarar verir mi ?

Hayır. Vajina içine birşey sokmaya teşebbüs edilmediği taktirde mastürbasyon ile kızlık bozulmaz.
Kızlık zarı kendi kendine iyileşir mi?

Hayır. Bir kez zedelenen kızlık zarı daha sonra hiç ilişki olmasa bile kendi kendini onarmaz.
Kızlık zarının ne zaman bozulduğu anlaşılabilir mi ?

Hayır. Eğer aradan 7-8 günden fazla zaman geçmişse anlaşılamaz.
Kızlık zarı bozulmadan hamile kalınabilir mi ?

Evet. Kızlık zarı gebeliğe karşı koruma sağlamaz. Kızlık zarı sağlamken (elastik ya da dışarı boşalma) spermler içeri girebilir ve dış gebelik de dahil olmak üzere hamilelik oluşabilir.
Kızlık zarı bozulmadan muayene ya da kürtaj yapılabilir mi?

Evet. Zar yapısı uygun olan kişilerde hymen yapısına zarar vermeden spekulum incelemesi hatta kürtaj dahi yapılabilir. Öte yandan akıntı sorunu olan hemen hemen tüm bakire genç kızlarda ve kız çocuklarında vajinal kültür alınabilir.
Kızlık zarının bozulduğu nasıl anlaşılır ?
Bu ancak muayene ile anlaşılır. Muayene son derece kısa ve ağrısız bir işlemdir. Doktorunuz gazlı bez ile büyük dudakları ayırarak kızlık zarını gözler. Kendi kendine kızlık muayenesi olmaz. Ayna ile hymeni görebilirsiniz ancak bunu yorumlamak deneyim gerektirir. Bazı durumlarda jinekolog bile buna karar veremeyebilir ve kolposkopik incelemeye gereksinim duyabilir. Özellikle doğal çentik bulunan hymen varlığında karar vermek güç olabilir.

Kızlık zarı tamir edilebilir mi?

Evet. Kızlık zarı tamir edilebilir ve bu işleme himenoplasti (hymenoplasty) ya da hymenorraphy adı verilir. Bunun için ne zaman ya da kaç defa ilişki olduğu önemli değildir. Doğum yapmış kadınlarda bile kızlık zarı tamir edilebilir. Kızlık zarının tamir edildiği ancak jinekolog ya da adli tabip tarafından anlaşılabilir. Ancak kızlık zarı tamirinde kanama olması %100 garanti edilemez. Gerçekte bozulmuş olan zarın tamamen tamir edilmesi ve eski haline getirilmesi olanaksızdır.Son derece ince yapıda olan bu doku genelde dikiş tutmaz. Ortamda bulunan fazla sayıdaki mikroorganizma nedeni ile yara yeri kolayca enfekte olabilir. Buna karşılık vajina duvarından alınan parçalar ile yeni bir hymen yapılabilir. Bu durumun hukuksal ve ahlaki boyutu tartışmalı olmakla beraber bizim toplumumuz gibi bekaret nedeni ile cinayetlerin bile yaygın olarak görüldüğü toplumlarda zaman zaman hayat kurtarıcı olabilmektedir.

Kızlık zarı tamiri ile ilgili olarak tüm dünyada tartışmalar sürmektedir. Ancak bu yapay bekaretin ne kadar gerekli olduğu konusunda fikir birliği yoktur. Özellikle batılı yazarlar bunun son derece gereksiz bir işlem olduğunu düşünürken bazıları işlemin etik açıdan estetik ameliyattan farklı olmadığı fikrindedirler. Açıkçası hymen onarımı talep eden kadınlar buna yaşadıkları toplumsal çevreye bağlı olarak sosyal statülerini, mutluluklarını hatta yaşamlarını devam ettirebilmek için gerek duyduklarını belirtmektedirler. Gerçekten de 1996 yılında Lancet dergisinde yayınlanan bir makelede kızlık zarı tamirinin Mısır'da ilk gece cinayetlerini %80 oranında azalttığı ileri sürülmektedir.

Yeniden elde edilen bekaretin bedeli çok da düşük değildir. Berkeley Tıp Dergisinde yayınlanan bir araştırmada Mısır'da kadınların bu işlem için 100-600 Amerikan doları ödedikleri, Türkiye'de ise ücretlerin 140-1500 Amerikan Doları arasında değiştiği belirtilmektedir.
Her doktor bu ameliyatı yapabilir mi?

Hayır. Pekçok jinekolog bu ameliyatı prensip olarak yapmaz. Ancak Amerika Birleşik Devletleri de dahil olmak üzere dünyanın hemen her ülkesinde bu ameliyatı yapan doktor ve klinikler mevcuttur.
Ameliyat ne zaman yapılmalıdır ?
Bu yapılacak olan ameliyatın türüne bağlıdır. Bazı ameliyatlar ilişkiden bağımsızken bazı tür dikişler evlenmeden 3 gün önce yapılmalıdır. İşlem genelde 30 dakika kadar süren, genel ya da lokal anestezi altında yapılabilen nispeten basit bir operasyondur.

Meme Kanseri


Meme Kanseri Görülme Sıklığı


Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. ABD’de her yıl 185000 kadına meme kanseri tanısı konulmakta ve bu hastaların 46000’i yaşamını yitirmektedir.

Erkeklerde ise sıklığı daha az olmakla birlikte 1/150 oranında görülmektedir. Meme kanseri hormona bağlıdır. Kadınlarda geç menarş, erken menapoz, ve 18 yaşında gerçekleşen ilk doğum meme kanseri oluşma riskini belirgin bir şekilde azaltır. Yağlı yiyeceklerin meme kanserine yol açtığı iddiası henüz tartışmalıdır. Oral kontraseptifleri meme kanseri riski üzerine az etkileri vardır. Östrojen replasman tedavisi meme kanseri riskini azda olsa arttırmasıyla beraber yaşam kalitesi ve kemik mineral yoğunluğu üzerine yararlı etkileri bulunmaktadır. Ayrıca kalp damar hastalıklarıyla oluşan ölüm riskini azaltır. 30 yaşından önce herhangi bir nedenle terapötik amaçlı radyoterapi alan kadınlarda meme kanseri gelişme riski çok yüksektir. TANI
Meme kanseri tanısında mamografinin büyük yararı vardır. Elle memelerin muayenesin de kitlenin saptanması erken tanı açısından önemlidir. Mamografi veya elle muayene sonucu tespit edilen kitlenin biyopsisi ile kesin tanı konulur. Kadınlar en az ayda 1 kez meme muayenesi yapmaları gerekir. Premenapozal yani menapoz öncesi dönemde ki kadınlarda soru işareti uyandıran veya şüphe götürmeyen küçük kitleler 2-4 haftada bir muayene edilmelidir. Kitle rastlanan menapoz öncesi ve sonrası kadınlarda kitlelerden biri boşaltılarak çıkan materyalin makroskopik incelemesi yapılır. Çıkan materyal kansız sıvı içeren bir kist ise ve aspirasyonla yani boşaltılarak giderilebiliyorsa hasta rutin takibe alınmalıdır. Eğer kitle sert ve boşaltılamıyorsa mamografi çekilerek biyopsi alınmalıdır. 50 yaşından sonra her yıl yapılan mamografi kontrollerinin hayat kurtarıcı olduğu gösterilmiştir. Mamografi kontrollerinin 40 yaşından sonra yapılması gerektiği tartışmaları aşağıdaki nedenlere dayandırılmaktadır;

-hastalık 40-49 yaş arasında daha az sıklıkla görülmekte bu nedenle kontroller başarısız olmaktadır.

-40-49 yaş arası mamografide saptanan bozukluklar daha az sıklıkla kanserle sonuçlanmaktadır.

-hiçbir klinik çalışma 40 yaşından itibaren yapılan mamografi kontrollerinin hayat kurtarıcı olduğunu göstermemiştir. Yinede mamografi kontrollerinin 40 yaşında başlatılması gerekliliğine olan inanç daha yaygındır.

TEDAVİ
Tedavi aşamasında nelerin uygulanacağı daha çok hastalığın evrelendirilmesine ve tümörün büyüklüğüne bağlıdır. Bazı küçük tümörlerde kanserin yayılımı olmamışsa sadece cerrahi yöntemle tümörün çıkarılması yeterli gelebilir. Ancak tümörün büyük olması ve yayılımının olması cerrahi sonrası kemoterapi gerektirebilmektedir.

Meme kanseri sık görülen bir kanser türüdür. Ancak erken tanı hayat kurtarıcı olmaktadır. Bu nedenle kadınların en az ayda 1 defa kendi kendilerine meme muayenesi yapmaları ve kitle tespit ettiklerinde uzman bir hekime danışmaları gerekir. 40 yaşından sonra özellikle 50 yaş sonrası yılda 1 defa mamografi çekilmesi de erken tanı şansını arttırmaktadır. Özellikle ailede annede veya kız kardeşte meme kanseri olan kadınlar bu kontrolleri mutlaka yaptırmalıdır. Çünkü bu kişilerde meme kanseri riski daha çok yükselmektedir. Meme kanserinin %8-10 oranında ailesel olduğu bilinmektedir.

Androloji Üreme Sağlığı Nedir


Androloji Üreme Sağlığı
Androloji Bilim Dalı uğraş alanları; erkek infertilitesi, erkek ve kadın cinsel fonksiyon bozukluklarıdır.
Erkek ve kadın cinsel sağlığı, erkek kısırlığı ve bununla ilgili tüm anatomi, fizyoloji, biyokimya gibi temel araştırmaları yapmak, tanı ve tadavi imkanlarını bulmak ve uygulamak androloji biliminin alanıdır. Hala bir çok yerde androloji üroloji biliminin bir alt dalı konumundadır.
Gerçekte de üroloji ve androloji aynı anatomofizyolojik sahayı paylaşmaktadır ve gerçekten de ürolojiyi bilmeden androloji bilinemez. Çünkü sistem birbirini tamamlayan bütünün parçaları konumundadır.
Andros= Erkek, Logos= Bilim sözcüklerinden androloji terimi erkekbilim şeklinde çevrilebilir. Ancak erkek ve kadın cinsel fonksiyonlarının benzerlikleri ve birbirlerini tamamlayan özellikler taşımaları nedeniyle kadın cinsel fonksiyonlarını da inceler. Kadın olmadan erkek, erkek olmadan kadın cinselliği yarım kalmaktadır prensibi geçerlidir. Cinsel fonksiyonları bozuk bir erkeğin partnerinin de sağlıklı bir cinsel hayat yasaması oldukça zordur.

ANDROLOJİK RAHATSIZLIKLAR

1. Penis anatomisi ve fizyolojisi
2. Erektil disfonksiyon ( iktidarsizlik ): Nedenleri, risk faktörleri ve tedavi seçenekleri
3. Penis eğriliği ve peyroni hastalığı
4. Mikropenis ve küçük penis
5. Normal penis gelişimi
6. Penis büyütme teknik ve ameliyatları
7. Penis protezi
8. Penis kırılması ( fraktürü )
9. Priapizm ( penisin uzun süre sert kalması )
10. Adult hipospadias ve epispadias
11. Diabet hastalığı ve cinsel fonksiyon bozuklukları
12. Kalp hastalıkları ve cinsellik
13. İlaçlar ve cinsellik
14. Hiperkolesterolemi ve cinsel fonksiyonlar
15. Obezite ve cinsellik
16. Böbrek hastalıkları ve cinsel fonksiyon bozuklukları
17. Spinal kord yaralanmasi ve cinsel fonksiyon bozuklukları
18. Böbrek yetmezliği ve cinsel fonksiyonlar
19. Travmalar ve cinsel fonksiyonlar
20. Prostat hastalıkları ve cinsel fonksiyonlar
21. Yaşlılık ve cinsel fonksiyonlar
22. Penil cilt hastalıkları
23. Penis kanserleri
24. Orgazm bozuklukları
25. Erken boşalma
26. Erkek kısırlığı
27. Penis küçülmesi
28. Testis hastalıkları ve cinsellik
29. Cinsel isteksizlik ( libido azlığı )
30. Cinsel tiksinti
31. İlk gece sorunu
32. Cinsellik psikolojisi ve cinsel sağlık
33. Sağlıklı cinsel yaşam
34. Kadın cinsel fonksiyon bozuklukları
35. Kadın cinsel anatomi ve fizyolojisi
36. Kızlık zarı
37. Menopoz ve cinsellik
38. Gebelik ve cinsellik
39. Vajinismus
40. Yaşlı kadın ve cinsellik
41. Cinsellik ve internet
42. Cinsellik ve basın
43. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar
44. Cinsel istismar
45. Evlilik ve cinsellik
46. Arkadaslik ve cinsellik
47. Cinsel sapıklıklar
48. Masturbasyon
49. Meslek ve cinsellik
50. Çalışma hayatı ve cinsellik
51. İklim, coğrafya ve cinsellik
52. Kültür ve cinsellik
53. Irksal özellikler ve cinsellik
54. Hormonlar ve cinsellik
55. Fantezi ve cinsellik


21 Temmuz 2007 Cumartesi

Erkek Olmanın Keyfi

Vücudundaki kılları mütemadiyen aldırmak zorunda değilsin.
Bıyıkların utanç degil çogu zaman övünç kaynağıdır.
Beş günlük tatil için ufak bir çanta yeter.Her kavanozu tek basina açma kabiliyetine sahipsindir.
Tazelemek zorunda olduğun bir makyajin olmadigi için zirt pirt tuvalete gitmezsin.
Kilo aldığında dostlarin sana aciyarak bakmaz.
Ayakkabılarının topugu ve tırnağın asla kırılmaz, çorabin kaçmaz.Göbegin bile bir çekicilik unsuru olarak sunulabilir.
"Bu göbek değil sevgilim, aşk halkasi"Is görüsmelerinde kalça ve göğüslerinin güzelliği hiç önemli degildir.
Pisirecegin hayvani kendin avlayabilecek güçtesindir.
Dus yapman ve giyinmen en fazla on dakika sürer.
Gereksiz esyalarin bulundugu bir çantayi tasima aliskanligin yoktur.
Ceketini alip çikarsin.Besli paket halindeki donlarin fiyati, tek bir sütyenin kikadardir.
40 yaşına da gelsen kimse evde kaldigini iddia edemez.Çişinle Italyanca " Seni Seviyorum " yazabilecek kadar kabiliyetlisindir.
Yüzündeki tüm renkler orijinaldir ve ne silince, ne yağmurda, ne de aglayinca çikmaz.
Sokakta muz yemen hiç ayıp sayılmaz,Magnum yerken etiketi saklamak zorunda kalmazsin.
Bira sisesinin açacak kullanmadan açmanin en az bes yolunu bilirsin.
Sohbet ettigin insanlar bakışlarını göğüslerine dogru kaydırmaz.Evlenince soyadini degistirmek zorunda kalmazsın.
Her zaman tek parça mayo giyersin Karsi cinsle esit olduğunu kanitlamak için yaratılmış hemcinslerin yoktur.
Kahvehaneler, stadyumlar, genelevler, sirf senin daha keyifli bir hayat sürmen için vardir.
Topuklu ayakkabi gibi bir seyin üstünde hokkabazlik yapmak zorunda degilsin.
Sen hiç "Erkek Hastaliklari Uzmani" diye bir kavram duydun mu?

19 Temmuz 2007 Perşembe

Ereksiyon Olamıyorum

erkekler

FHMtr.Com

Tedavi edilmeyen ereksiyon bozuklukları yaşamın kalitesini de olumsuz olarak etkiler. Empotans, kısaca cinsel temas esnasında erkek cinsel organının yeterince sertleşmemesidir. Genellikle hayatın 2. yarısında, 40-70 yaşlar arasında ortaya çıkar ve bu yaşlardaki erkeklerin yaklaşık yüzde 50'sinde görülen, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir rahatsızlıktır. Tedavi edilmeyen ereksiyon bozuklukları yaşamın kalitesini de olumsuz olarak etkiler. Bundan dolayı ereksiyon problemi olan kişinin önce doktoruna güvenerek durumunu bütün açıklığı ile

anlatması teşhis ve tedavi için atılacak ilk adımdır. Bu konuda doktorunuz derdinizi anlatabileceğiniz en önemli kişidir; zira sorununuzun nedenini o bulacak ve tedavi yöntemini de o önerecektir.

Nedenleri

Ereksiyon bozuklukları yaşam kalitesini olumsuz etkilediği gibi bu bozukluğun arkasında kişinin fark etmediği, gizli kalmış başka ciddi bir rahatsızlık olabileceği için daha da fazla önem taşır. Örneğin dolaşım bozuklukları, şeker hastalığı, ruhsal rahatsızlıklar gibi, kazalar ve operasyonlar da ereksiyon bozukluklarına neden olabilirler. Aşırı dozda sigara ve alkol ereksiyonu olumsuz etkiler.

Doktorunuz ereksiyon bozukluğunun nedenini tespit ettikten sonra size muhtelif tedavi yöntemleri önerecektir. Esas neden organik veya ruhsal bir rahatsızlık ise önce ona yönelik tedavi hemen başlanır. Tıbbi tedavinin yanında günlük alışkanlıklarınızdan ereksiyonu negatif etkileyen alışkanlıkların terk edilmesi gerekir.

Rastlanma oranı

Ereksiyon bozuklukları 40-70 yaşlar arasında sık rastlanan bir durumdur, ama günlük yaşantımızdaki stresler ve genel olumsuzluklar nedeniyle bu problemi yaşayan insan sadece siz değilsiniz. USA'da:

40 yaş grubu erkeklerin yüzde 39'u
50 yaş grubu erkeklerin yüzde 48'i
60 yaş grubu erkeklerin yüzde 57'si
70 yaş grubu erkeklerin yüzde 67'si
olmak üzere dünyada yaklaşık 100 milyon insanın ereksiyon problemi vardır.

Erkek cinsel organının anatomik yapısı ve sinir sistemi ile ilişkisi bir bütün olarak düşünülürse Empotans olayını izah etmek çok daha basitleşmektedir. Demek ki sertleşmenin olmaması ya organın direkt kendisiyle ilgili olacak ya da organ dışında bedensel veya ruhsal rahatsızlıklar, yaşam tarzı empotansa neden olacaktır.

Diğer hastalıklara bağlı nedenler:

- Yüksek tansiyon
- Yağ metabolizmasındaki bozukluklar
- Kronik böbrek rahatsızlıkları
- Karaciğer yetmezliği
- Multipl Skleroz
- Alzheimer
- Kronik solunum yetmezliği
- Hormonal bozukluklar
- Depresyon ve ruhsal rahatsızlıklar

Diğer nedenler:

- Sigara , kan dolaşımını olumsuz etkiler
- Alkol, kokain, eroin gibi maddeler.
- Stres, sürekli mesleki baskı ve olumsuzluklar.
- Bazı ilaçlar
- Bazı kaza ve operasyonlar da ereksiyon bozuklukları için riziko faktörüdür.


Yazıyı Puanla !!